FCC, 6G Testleri İçin Kullanılacak Yüksek Frekanslı Dalgaları Onayladı

fcc-gettyimages-1056182858
Federal İletişim Komisyonu (FCC), ileri teknoloji kablosuz veri iletimi testleri için yüksek frekansta dalgaların kullanımını onayladı.

Federal İletişim Komisyonu (FCC) Cuma günü oy birliğiyle, mühendislerin gelecek nesil kablosuz teknolojisinin (muhtemelen 6G) testlerine başlaması için “terahertz dalgası” (95 gigahertz – 3 terahertz) frekanslarını kullanıma açtı. Ancak bu kadar yüksek frekanslardan nasıl yararlanılacağı veya gelecekte tüketicilere ne gibi faydalar sağlayacağı henüz tam olarak net değil.

FCC, basın açıklamasında özellikle “6G” den bahsetmiyor olsa da bu frekansların kullanımı, henüz ana kullanım amacına ulaşmamış olan 5G kablosuz teknolojisinin (86 GHz’e kadar) halefinin önünü açabilir.

FCC Yönetim Kurulu Başkanı Ajit Pai, yaptığı açıklamada “Bugün, bu spektrumun verimli bir şekilde kullanılmasına yönelik büyük adımlar atıyoruz. Bu yüksek frekanslı dalgaların kullanılması yenilikçi firmalara, yeni teknolojiler geliştirmek için güçlü teşvikler sağlayacaktır” dedi.

Ancak 5G teknolojisinde olduğu gibi milimetre dalgaları üzerinden veri iletimi ve hatta 6G’de bu verinin daha kısa dalgalarla iletilmesi son derece zor bir hal alıyor. Dalga boyları kısaldıkça bağlantılar daha hassas hale geliyor ve duvarlara ve diğer engellere takılma riski artıyor.

Tüm bunların yanı sıra bu fikir hakkında net olmayan bir çok kısım var. FCC Şefi Michael O’Rielly “Hangi teknolojilerin uygulanacağı, hangi spektrumun ideal olacağı veya hangi büyüklükte kanal bloklarının gerekli olacağı konusunda büyük belirsizlik var. Bu nedenle, zamanın ne getireceğini görmek için beklemeyi destekleyebilirim. Daha sonra bir karmaşa çözmek zorunda kalmaktan iyidir” açıklamasında bulundu.

https://www.webtekno.com/fcc-6g-testleri-icin-kullanilacak-yuksek-frekansli-dalgalari-onayladi-h65081.html

Yandex yeni sosyal medya ağı Aura’nın testlerine başladı

M

Rus arama motoru şirketi Yandex’in, yeni sosyal medya ağı Aura’nın test aşamasına geçtiği belirtildi.

Yandex yetkilileri Kommersant’a verdikleri demeçte, yeni sosyal medya ağıyla ‘benzer merak alanları olan kişileri bir araya getirmeyi hedeflediklerini’ söylüyor.Aura kullanıcılarının çeşitli konuların tartışılacağı topluluklar kurabileceği ve iletiler yayınlayabileceği belirtiliyor. Kullanıcılar iletilerini görebilecek kişileri, bulundukları yer, cinsiyetleri ya da yaş gruplarına göre sınırlayabilecek. Ayrıca, sadece kendilerinin görebileceği şekilde yazışabilecekler.

SAKINCALI İÇERİK KALDIRILACAK

Yandex yetkilileri, yeni sosyal medya ağında kullanıcıların gerçek fotoğraflar kullanıp kullanmadığını denetleyeceklerini ve sakıncalı içerikleri takip edip kaldıracaklarını söylüyor.Auro hem iOS hem de Android kullanıcıları için erişilebilir olacak. Şu andaysa sosyal medya ağının beta testi yapılıyor ve ağ sadece sınırlı sayıda kullanıcının erişimine açık.

Rus şirketi, yeni sosyal medya ağının herkes için kullanılabilir olacağı tarihi ise henüz açıklamadı.

https://yandex.ru/aura/promo/

Bilim insanları kuantum bilgisayarıyla zamanı tersine döndürdü

2018-12-16-image-5

Araştırmanın başını çeken Moskova Fizik ve Teknoloji Enstitüsü’den Dr Gordey Lesovik, “Zamanın termodinamik okunun tersi yönde evrilen bir durumu yapay şekilde yarattık” dedi.

Moskova Fizik ve Teknoloji Enstitüsü’den bilim insanlarının İsviçre ve ABD’den meslektaşları tarafından desteklendiği çığır açıcı bir araştırmayla kuantum bilgisayarı sayesinde zamanın yönünün geriye döndürüldüğü söyleniyor.

EVRENİN KURALLARI VE KUANTUM BİLGİSAYARI

The Independent gazetesinin haberinde bunun fiziğin temel yasalarıyla çelişir gibi gözüktüğü ve evrene hükmeden sürece dair kavrayışımızı değiştirebileceği dile getirildi. Aynı zamanda bunun kuantum bilgisayarlarını anlama sürecimizde büyük bir ilerleme anlamına geldiği belirtildi.

Scientific Reports dergisi, ‘zaman makinesi’ diye nitelediği deneyde elektronlarla kuantum mekaniğinin tuhaf dünyasının kullanıldığını aktardı. Kuantum bilgi birimi kubit, ‘bir’ ya da ‘sıfır’ yahut aynı anda her iki durumun karışık ‘süperpozisyonu’ olarak tanımlanıyor.

‘MASAYA DAĞILAN TOPLAR HAVUZA GERİ TOPLANDI’

Elektron kubitlerden oluşan tam geliştirilmemiş bir kuantum bilgisayarıyla masaya dağılan bilardo toplarının havuza geri dönmesine eşdeğer bir deney yapıldı.

Bilgisayarı izleyen herkesin bu olayı ‘zamanın geri döndürülmesi gibi’ göreceği, zamanla bu tekniğin gelişerek daha güvenli ve isabetli hale gelmesinin beklendiği öne sürüldü.

Araştırmanın başını çeken ve Moskova Fizik ve Teknoloji Enstitüsü Kuantum Fiziği Laboratuvarı’nı yöneten Dr Gordey Lesovik, “Zamanın termodinamik okunun tersi yönde evrilen bir durumu yapay şekilde yarattık” dedi. 

‘EVRİM PROGRAMINI İŞLETİNCE’

Deneyde devreye sokulan ‘evrim programı’ sayesinde kubitler sıfırlarla birlerin giderek daha karmaşıklaşan değişim şablonuna dönüştü. Bu süreçte tıpkı bilardo sopasıyla vurulan topların dağılması gibi düzen bozuldu.

‘KAOSTAN DÜZENE EVRİLDİ’

Ama ardından bir başka program kuantum bilgisayarının durumunu geriye evrilen, yani kaostan düzene evrilen şekilde modifiye etti. Böylece kubitlerin durumu orjinal başlangıç noktasına geri döndü.

The Independent gazetesi, deneyin çığır açıcılığıyla ilgili ‘fizik kurallarının hem geleceğe hem de geçmişe doğru her iki yönde işlediği, ama evrenin tek yönlü bir kuralı olduğu, termodinamiğin ikinci yasasına göre sadece düzenden düzensizliğe gidildiği’ değerlendirmesini yaptı. 

https://tr.sputniknews.com/bilim/201903131038179739-bilim-insanlari-kuantum-bilgisayariyla-zamani-tersine-dondurdu/

Hava kirliliğinden ölenlerin sayısının sigaradan ölenlerden daha çok olduğu belirtildi.

1037411822

European Heart Journal dergisinde yer alan makaleye göre, dünya genelinde her yıl yaklaşık 8.8 milyon kişi hava kirliliğinin yol açtığı hastalıklardan hayatını kaybediyor.

Yazıda şu ifadelere yer verildi:

“Karşılaştırmak gerekirse Dünya Sağlık Örgütü’nün değerlendirmelerine göre, sigaradan ölenlerin sayısı yıllık 7.2 milyon kişi. Böylelikle hava kirliliği şimdi daha ciddi bir risk faktörü.”

Bilim insanların sunduğu verilere göre Avrupa’da havanın kirlenmesi sonucu her yıl 790 bin kişi ölüyor. Ayrıca hava kirliliğinin Avrupa’daki ortalama ömür süresini en az 2 kat azalttığı belirtildi.

Hava kirliliğine sebep olan maddelerin büyük kısmının fosil yakıtların yanması sonucu oluştuğunu kaydeden araştırmacılar, başka enerji kaynaklarına geçme çağrısında bulundu. Bilim insanları, yenilenebilir kaynaklardan üretilen temiz enerjinin sadece iklim değişikliğine karşı etkili bir yöntem olmadığını ayrıca hava kirliliğinin yol açtığı ölümleri yarı yarıya azaltma fırsatı olduğunu vurguladı.

https://tr.sputniknews.com/bilim/201903121038163443-kirli-hava-sigaradan-daha-oldurucu/

AIDS hastaları için umut artıyor: İkinci bir hasta HIV virüsünden tamamen kurtuldu

aids-iyilesen-hasta

Dünyanın en ölümcül hastalıklarından AIDS’ten İngiltere’de bir kişi daha kurtuldu. Kimliği açıklanmayan “Londra hastası” adı verilen kişi, HIV virüsünü bünyesinden tamamıyla atmayı başardı. 10 yıl önce “Berlin hastası” lakabıyla bilinen Timothy Ray AIDS’e neden olan HIV virüsünden dünyada kurtulmayı başaran ilk kişi olmuştu.

“Londra hastası” da tıpkı Brown gibi, yakalandığı lösemi hastalığının tedavisi için kök hücre nakline tabi tutuldu. Nakil sonrası kan hücreleri mutasyon geçirerek HIV virüsüne karşı bağışıklık kazandı.

Tedaviyi yürüten doktorlar aradıkları ilik bağışçıları arasından tıpkı Brown’da olduğu gibi, HIV’in hücre içerisine girmesini sağlayan CCR5 molekülü bulunmayan bir donörü seçti. CCR5 molekülü barındırmayan kök hücrelerde HIV virüsünün tahrip edici eyleme geçemediği gözleniyor.

Bütün AIDS hastaları için tedavi yöntemi olabilir mi?

Berlin hastasının iyileşmesinden sonra Alabama Üniversitesi’nden Dr. Michael Sagg bunun bir tedavi yöntemi olabileceğini ancak yüksek maliyetine dikkat çekmişti.

Yöntemin son derece zararlı olabileceğini de belirten Sagg, bu tür kök hücre nakillerinden kimse ölmese de, sonrasında birçok şikayetlerin ortaya çıkabileceğini ve insanların zorlu bir hayat yaşamak zorunda kalabileceklerini ifade etti.

Sagg, ayrıca kök hücre naklinin vücutla yüzde yüz uyumlu olmasının nadir görüldüğünü, her zaman uyumlu bir kök hücre bulunamayabileceğini ifade etti.

Elde edilen bilgilere göre açık tenli kişilere uyumlu bir donör bulma oranı sadece yüzde 1 ile sınırlı. Ten rengi koyu olan insanlar için ise bu oran neredeyse yüzde 0.

Yaygın olan ‘antiretroviral tedavi’ nedir?

Günümüzde AIDS ile mücadele için kullanılan ‘antiretroviral tedavi’, hastalığın tamamen yok olmasına değil, virüsün vücutta daha fazla yayılmasına engel olmaya yarıyor. Bu tedavi sırasında HIV virüsü taşıyan bazı hücreler (viral rezervuar) bağışıklık sistemi tarafından tehdit olarak algılanmadığından varlığını devam ettirebiliyor.

Dünyada 36.9 milyon kişi AIDS hastası. 2000 ile 2017 yılları arasında HIV virüsüne yakalanan kişi sayısında yüzde 36’lık düşüş yaşandı. Virüse karşı uygulanan antiretroviral tedavi sayesinde aynı dönemde AIDS hastalığının neden olduğu ölüm oranları da yüzde 38 oranında azaldı.

https://tr.euronews.com/2019/03/05/aids-hastalari-icin-umut-artiyor-ikinci-bir-hasta-hiv-virusunden-tamamen-kurtuldu

Meme kanserini tespit eden kan testi geliştirildi

1030491263.jpg

Meme kanseri ile mücadelede erken teşhis hayat kurtarıyor. Alman biliminsanları, meme kanserini tespit eden kan testi geliştirdiğini açıkladı. Araştırmalar testin yüzde 75 başarılı olduğunu gösteriyor.

Almanya’nın Heidelberg Üniversitesi’nden araştırmacılar meme kanserini teşhis edebilen bir kan testi geliştirdiğini duyurdu. Birkaç mililitre kan ile yapılabilen test, vücutta kanser olduğuna işaret eden biyogöstergeleri ölçüyor. HeiScreen adı verilen testin şu anki tarama teknolojilerinin tespit edemeyeceği aşamadaki kanser hücrelerini de saptayabildiğini gösteriyor.

DW’nin haberine göre, kan testi hakkında 500 meme kanseri hastası üzerinde yapılan denemeler, testin yüzde 75 başarılı olduğunu ortaya koydu. Meme kanserine yönelik kan testinin gelecek yıl kullanıma sokulması hedefleniyor.

Ancak teste şüpheyle yaklaşanlar da var. Alman Kanser Araştırmaları Merkezi’nden yapılan açıklamada araştırma sonucu hakkında köklü bir bilim dergisinde yayınlanmadan yorum yapmanın spekülatif olacağı vurgulandı.

Düsseldorf Üniversitesi’nin Kadın Hastalıkları Kliniği’ni yöneten Tanja Fehm de haberin heyecan verici olduğunu ancak kan testinin rutin kullanıma alınması için daha fazla zamana ihtiyaç olduğunu söyledi.

Erken teşhis meme kanserinde hayat kurtan öneme sahip. Erken teşhis sayesinde hastaların yaklaşık yüzde 95’i sağlığına kavuşabiliyor.

2018 yılında 627 bin kadın meme kanseri nedeniyle hayatını kaybetti. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre bu oran geçtiğimiz yılki kanser ölümlerinin yüzde 15’ine tekabul ediyor.

Zebraların çizgilerinin ne işe yaradığı öğrenildi: At sineklerinin konmaması için

zebra

Yeni bir araştırma, zebraların çizgilerinin ölümcül hastalıklar taşıyan at sineklerinin üzerlerine konmasını engellediğine işaret ediyor.

Bristol Üniversitesi’nde yapılan araştırmada atların üzerine zebra desenli ve tek renk örtüler örtüldü.

BBC Türkçe’de yer alan habere göre, araştırma heyetininin başkanı Prof. Tim Caro, hayvanlara yaklaşan sinek sayılarında farklılık görülmediğini belirtti.

Ancak sineklerin çoğunun zebra desenli atlara yaklaşırken yavaşlayamayıp tökezledikleri gözlendi. Bazı sineklerin de son anda ata konmaktan vazgeçip uçmaya devam ettikleri görüldü.

Çizgiler uzaktan sinekleri caydırmasa da, bu hayvanların zebra desenli örtüsü olan atların üzerine konma oranları dörtte birden daha az çıktı.

https://tr.sputniknews.com/bilim/201902221037812304-zebralarin-cizgilerininne-ise-yaradigi-ogrenildi/

Kanser gelişim riskini azaltan gıdalar açıklandı

onions-leeks-garlic

Çinli uzmanların sarımsak, soğan ve pırasa tüketiminin kalın bağırsak kanserinin gelişim riskini azaltabileceği yönündeki çalışmasına ilişkin basın açıklaması, Asya-Pasifik Klinik Onkoloji Dergisi’nde (Asia-Pacific Journal of Clinical Oncology) yayınlandı.

Çalışma kapsamında uzmanlar, kolorektal kanserden mustarip olan 833 hastanın yaş, cinsiyet ve yaşadıkları yerle ilgili verileri 833 sağlıklı kişinin verileriyle karşılaştırdı. Araştırmaya katılanlarla periyodik olarak anketler yapılarak, besleme düzenleri ve öğün sıklıkları ile ilgili bilgiler derlendi.

Bol miktarlarda soğan tüketen erişkinlerde, kolorektal kanser gelişim olasılığının bu gıdayı nispeten daha az tüketenlere kıyasla yüzde 79 daha düşük olduğunu tespit eden uzmanlar, araştırmayı derinleştirerek sarımsak, soğan ve pırasada kalın bağırsaktaki kötü huylu tümörün gelişim riskini azaltmaya yardım eden bileşenlerin olduğu sonucuna vardı.

Araştırma ekibinden Zhi Li, “Sonuçlar, yaşam tarzı değiştirilerek kolorektal kanserin daha fazla araştırmayı hak eden birincil önlemesine ışık tutuyor” açıklamasında bulundu.

Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre en kalın bağırsakta oluşan kolorektal kanser, bu hastalığın en yaygın türlerinden biri.

https://tr.sputniknews.com/bilim/201902241037835607-kanser-gelisimi-riski-azaltan-gida-aciklandi/

Hollandalı biyologdan dünya dışı yaşam arayışı için önemli buluş

u-life

Hollandalı bir bilim insanının buluşu, dünya dışındaki yaşamın keşfi konusunda umut oldu.

Amsterdam Özgür Üniversite’de doktora öğrencisi olan biyolog Lucas Patty, organik dokunun ışıkta benzersiz bir iz bıraktığını keşfetti.

Bilim çevreleri bu buluşu, dünya dışı yaşamın yakın gelecekte keşfi konusunda önemli bir adım olarak değerlendiriyor.

Lucas Patty’nin bu hafta sunduğu doktora tezine göre, evde yetiştirilen bir çiçeğe dokunduktan sonra el feneri tutulunca, ışık bir tür tirbuşon haraketi yapıyor.

İnsan gözü bu değişimi fark edemiyor ancak Patty’nin geliştirdiği cihaz sayesinde ilk kez bu durum saptanabildi.

Hollandalı biyoloğa göre, bu tirbuşon haraketi, yaşamın karmaşası içinde bir düzen oluşturuyor. Birbirinin aynısı olan sağ ve sol elin, aralarında ayna işlevi gördüğünü belirten Patty, tıpkı eller gibi birbirinin aynısı olan moleküller bulunduğunu belirtiyor.

Canlı dokuların büyüme sırasında sürekli olarak bir şekil aldığını anlatan Hollandalı biyolog, bu yüzden ışığın karakteristik bir şekilde yansıdığını vurguladı.

Dünya yörüngesine yerleştirilecek teleskop

Lucas Patty’nin geliştirdiği aygıt, şu anda üniversite çatısından ağaçları ölçüyor. Ancak tez danışmanlarından astrobiyolog Inge – Leos ten Kate ve gökbilimci Frans Snik’e göre, bu aygıt sayesinde 20 yıl içinde dev bir teleskop aracılığıyla dünya dışı yaşam gözlenecek.

Hollanda’da yayımlanan Volkskrant gazetesine konuşan Frank Snik, “Bunu ölçerseniz, hayatı ölçersiniz” diyor. Snik’e göre, dünya dışı yaşam arayışında böyle bir yöntem henüz uygulanmadı.

Hollandalı gökbilimci “Işık spektrumuna baktığınızda, atmosfer dışında oksijen olup olmadığını anlayabilirsiniz” görüşünü dile getiriyor.

Astrobiyolog Inge – Leos ten Kate de, geliştirilen yeni tekniğin, dünya dışı yaşamın saptanması konusunda orta ve uzun vadede en umut verici yöntemlerden biri olduğunun altını çiziyor.

Tez danışmanları, henüz dünya dışı orman ya da yabancı yosunları algılamak için çok erken olduğu görüşünde. Çünkü günümüzde var olan teleskoplar, dünya dışındaki gezegenlerdeki ışığı ölçemiyor. Aradaki mesafenin çokluğu nedeniyle ışık, yıldızların parlaklığında boğuluyor.

Ancak gökbilimci Frans Snik, bu ışığı ölçebilecek hassas teleskopların önümüzdeki 10 yıl içinde bitirilmiş olacağını söylüyor. O zaman, Patty’nin buluşunu daha da geliştirip dünya dışında yaşam izlerini arayabileceklerini vurguluyor.

Bilim insanlarının hedefi, Hollandalı biyoloğun buluşunu, 2035 yılında dünyanın yörüngesine oturtulan bir teleskopla denemek.

Leiden Üniversitesi’nden astronomi profesörü Ignas Snellen ise, yeni buluşun kendi güneş sistemimiz içindeki araştırmalarda daha yararlı olabileceğini savunuyor. Snellen, Jüpiter’in uydusunda daha fazla inceleme yapmak için bu yöntemi öneriyor.

Araştırma ekibi gelecek yıldan itibaren bir uçaktan, 3 yıl içinde de Uluslararası Uzay İstasyonu’ndan ölçüm yapmaya hazırlanıyor.

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-47265504

İngiltere’de kanser hücrelerine sızan ilacın denemeleri başarılı oldu

_105570897_gettyimages-1316392

İngiltere’de yeni geliştirilen bir kanser ilacının hastalığı ilerlemiş kişiler için umut olabileceği belirtiliyor.

Bilim insanları hastalıkları ilaca tepki vermeyen 150 kişi üzerinde denenen “TV” (Tisitumab Vedotin) adlı ilacın kanser hücrelerine sızarak hücrelere içeriden saldırdığını söylüyor.

İlacın 6 aya kadar etkili olduğu ifade ediyor.

Merkezi Londra’da bulunan Kanser Araştırmaları Enstitüsü ile Royal Marsden Kanser Hastanesi uzmanlarının birlikte geliştirdiği ilaç, akciğer, rahim ağzı, mesane ve yumurtalık dahil toplam altı kanser türünde denendi.

Mesane kanseri hastalarının yüzde 27’sinde olumlu sonuç alındı.

Sonuçları Lancet Oncology adlı tıp dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, mesane kanseri hastalarının yüzde 27’si, rahim ağzı kanseri hastalarının da yüzde 26’sı tedaviye olumlu yanıt verdi.

Özofagus kanseri ve küçük hücreli akciğer kanseri hastalarında bu oran yüzde 13 oldu. Endometriyal kanserli hastaların yüzde yedisinde tömürün küçüldüğü ya da büyümesinin durduğu görüldü.

Şimdi araştırma, bağırsak ve pankreas kanseri hastalarını da kapsayacak şekilde genişletiliyor.

Araştırmada, bu ilaca yanıt verebilecek hastaları belirlemek amacıyla marker’lar da test ediliyor.

Uzmanlara göre, bir antikora iliştirilen TV, doku faktörü adı verilen reseptörü hedef alıyor. Birçok kanser hücresinin yüzeyinde yüksek seviyede doku faktörü bulunuyor. İlacın daha sonra, girdiği hücreleri parçaladığı belirtiliyor.

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-47171750