Alarmı ertelemek beyni uyanmaktan daha çok yoruyor

1034532075

Sabahları ‘beş dakika daha’ uyumak için alarmı ertelemek sandığınız kadar dinlendirici olmayabilir. Uyku üzerine çalışan bir ağrı uzmanı olan Steven Bender, alarm erteleme alışkanlığının zayıf uykuyla bağlantılı olabileceğini söylüyor.

Özellikle düzenli çalışanların hafta içi rutinlerinden olan ‘alarmı erteleme’ alışkanlığı, aslında iyi bir uyku çekmediğinizin işareti olabilir. Kalitesiz bir uykunun yüksek tansiyon, hafıza sorunları hatta kilo kontrolü gibi bir dizi sağlık bozukluğu ile ilişkili olduğu biliniyor.

Dünya Halleri’nden Pınar Üzeltüzenci’nin haberine göre uyku üzerine çalışan bir ağrı uzmanı olan Steven Bender, Popular Science için yazdığı bir makalede alarm erteleme alışkanlığının zayıf uykuyla bağlantılı olabileceğini iddia ediyor.

‘Vücudumuzun doğal biyolojik saati ‘circadian rythms’ (dünyanın 24 saatlik dönüşüne paralel fizyolojik bir ritim) aracılığıyla çalışıyor’ diyen Bender, fiziksel, zihinsel ve davranışsal değişikliklerin bu gündelik döngü içerisinde meydana geldiğini söylüyor.

Çoğu yetişkin günde yedi ila sekiz saat uykuya ihtiyaç duyuyor. Bu miktar, NREM (sessiz uyku, uykunun ilk bölümü) ve REM (vücut kaslarının hareket ettiği, genellikle rüya gördüğümüz uyku bölümü) olarak bilinen uyku safhalarında belirli zamanlar geçirmemizi sağlıyor. NREM’den REM’e geçiş safhalarını bir gece uykusu boyunca dört ila altı sefer yaşıyoruz. Bu yapıyı korumak iyi ve dinlendirici bir uyku için şart; eğer bu süreç bozulursa sabahları yorgun uyanıyoruz.

ELEKTRONİK CİHAZ KULLANMAK UYKU DÜZENİNİ BOZUYOR

Uyku döngülerini etkileyen birkaç faktör var; örneğin eğer uyku sırasında iyi nefes alamıyorsanız (horlama gibi) bu normal sekansları bozabilir ve yorgun uyanmanıza sebep olabilir. Uyku kalitesi uykudan önce elektronik cihaz kullanımı, sigara ve alkol tüketimi yüzünden de bozulabiliyor. Yatmaya yakın yemek yemek bile sorun yaratabiliyor.

Erteleme alışkanlığının genelde günlük döngümüzün bozulduğu ve geç yatıp geç kalkmaya başladığımız ilk gençlik yıllarında başladığını söyleyen Bender, kalkış saatini kısa sürelerle ertelemenin dinlenmiş bir şekilde uyanmamıza sebep olmayacağının altını çiziyor. Hatta bir hipoteze göre, alarm erteleme alışkanlığı beynin uykuya sebep olan nörolojik kimyasalları daha fazla salgılamasına sebep olarak uykunuzu getirebilir.  Bender’ın tavsiyesi ise basit: Alarmınızı her gün belirli bir saate kurun ve o saatte uyanın. Buna rağmen her gün yorgun uyanıyorsanız da mutlaka bir uzmana görünün.

New York kızamık salgınının ardından dini gerekçelerle aşıdan muafiyeti kaldırdı

_107370595_gettyimages-1143839423

ABD’nin New York eyaletinde, kızamık salgınının ardından çocukların aşılardan dini gerekçelerle muaf tutulmasını engelleyen yasa kabul edildi.

Perşembe geçesi geçen yasa nedeniyle hükümet binası aşı karşıtlarının protestolarına sahne oldu.

New York’taki salgının çoğunun Ortodoks Yahudi topluluklarında görüldüğü belirtiliyor.

2019’da 1000’den fazla Amerikan vatandaşına kızamık teşhisi kondu. Sağlık yetkilileri hastalığın yeniden ortaya çıktığını söylüyorlar.

ABD Hastalıkları Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) geçen ay, 2000 yılında kızamığı ülkeden bertaraf eden ABD’nin bu statüsünü kaybedebileceği uyarısında bulundu.

Ülkede salgın hastalık son 27 yılda ilk kez bu kadar fazla görülüyor.

New York’taki bu yeni yasa, ailelerin dini gerekçelerle çocuklarının okula gidebilmeleri için gerekli olan aşılardan muaf tutulması uygulamasını kaldırıyor.

Yasayı öneren Demokrat Jeffrey Dinowitz, “Tevrat’ta, İncil’de, Kuran’da ya da herhangi başka bir yerde aşı olmamanın söylendiğini görmedim” dedi.

New York Senatörü Brad Hoylman da, “Bilimi aşılarla ilgili yanlış bilgilendirmenin önüne koyuyoruz ve aşı yapılmayan çocukların ve yetişkinlerin, hamile kadınların ve doğmamış bebeklerin, ki bu onların suçu değil, hakları için harekete geçiyoruz” ifadelerini kullandı.

Yasayı, kabul edildikten sonra birkaç saat içerisinde imzalayan Eyalet Valisi Andrew Cuomo, “Bilim, kristal kadar berrak: Aşılar güvenli, etkili ve çocuklarımızı sağlıklı tutmanın en iyi yolu.”

“İnanç özgürlüğünü anlayıp, ona saygı duysam da, ilk görevimiz kamu sağlığını korumak ve bu önlemi yasalaştırarak, daha fazla bulaşmasını engelleyecek ve salgını kontrol altına alacağız.”

New York’taki kızamık salgınının 3’te 2’sinin Brooklyn’deki Williamsburg mahallesinde yaşayan Ortodoks Yahudidiler arasında görüldüğü kaydediliyor.

California, Mississippi, Batı Virginia ve Maine eyaletlerinde de sağlık sorunu harici muafiyet okul çağındaki çocuklar için kaldırıldı.

Benzer muafiyetler diğer 45 eyalette sürüyor, ancak kanun koyucular bu eyaletlerden bazılarında muafiyetleri kaldırmak için harekete geçmiş durumda.

Yasa protestolar arasında geçti

Albany’de yer alan hükümet binasında, yasa geçtikten sonra gergin anlar yaşandı.

Aşı karşıtı protestocular “utanın” diye bağırırken, bir protestocu yasayı öneren Demokrat Jeffrey Dinowitz’i kastederek, “Senin için geri döneceğiz Jeffrey!” ifadelerini kullandı.

Dinowitz, bu açık tehditle ilgili New York Post gazetesine yaptığı açıklamada, “Eminim şu an koridorlar benim için çok tehlikeli” dedi.

Yasa, okula başlayan çocukların 30 gün içerisinde aşı olduklarına dair kanıtı sunmalarını öngörüyor. Bu kanıtı gösterememeleri halinde, çocukların kaydının silinebileceği belirtiliyor.

Williamsburg mahallesinde iki okul, aşısız öğrencilerin girişine izin verilmesinin ardından Perşembe günü sağlık yetkilileri tarafından kapatıldı.

Brooklyn semtinde böylece 11 okul kapatılmış oldu.

1960’larda aşı kampanyası başlayana kadar, ABD’de binlerce kişi bazen ölümcül olan hastalıklara yakalanıyordu.

CDC’ye göre, 10 yıl önce bu rakam yılda 100 kişiye kadar düştü.

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-48644556

SpaceX uzaya 60 tane internet uydusu gönderdi

D7TWeSbVsAE4zYG

ABD’li roket ve uzay mekiği üreticisi SpaceX, Falcon 9 roketiyle 60 internet uydusunu uzaya gönderdi.

Şirketin Twitter hesabından yapılan açıklamada, uydu üzerinden internete bağlanma projesi Starlink için 60 uydunun ABD’nin Florida eyaletinde bulunan Cape Canaveral Uzay Üssü’nden başarılı bir şekilde fırlatıldığı belirtildi.​SpaceX’in kurucusu ve Üst Yöneticisi Elon Musk, daha önce yaptığı açıklamada, Starlink projesi kapsamında uzaya göndereceği internet uyduları sayesinde dünyanın her yerinden internete erişebilmeyi sağlamayı hedeflediğini kaydetmişti.

SpaceX, Starlink projesi çerçevesinde toplamda 12 bin internet uydusu fırlatmayı planlıyor. Projenin 2027’de tamamlanması bekleniyor.

https://tr.sputniknews.com/bilim/201905241039143517-spaceX-uzaya-60-tane-internet-uydusu-gonderdi/

WhatsApp’a İsrail kaynaklı casus yazılım bulaştı; kullanıcılara güncelleme çağrısı yapıldı

skynews-nso-group-whatsapp_4668513

Dünyanın en çok kullanılan mesajlaşma uygulaması WhatsApp üzerinden cep telefonlarına İsrail kaynaklı gelişmiş bir casus yazılımın bulaştığı tespit edildi.

WhatsApp dün 1,5 milyar kullanıcısından önlem olarak uygulamayı güncellemelerini istedi.

WhatsApp’tan Euronews’e konuşan bir yetkili, “Saldırının arkasında gelişmiş bir siber aktörün bulunduğu ve belirlenmiş kişileri hedef aldığını” söyledi.

Financial Times gazetesi, İsrailli yazılım firması NSO Grup’un geliştirdiği casus yazılımın, WhatsApp uygulamasını kullanan cep telefonları ve diğer cihazlara bilgisayar korsanları tarafından uzaktan yerleştirilebildiğini yazdı.

WhatsApp’ın sözcüsü de kötücül yazılımın uygulamanın arama fonksiyonu üzerinden sadece cevapsız çağrılar yoluyla telefonlara sızabildiğine dikkat çekti.

Yazılımdan etkilenen kullanıcı sayısının bilinmediğini ancak kullanıcıların seçilerek hedef alındığını belirten sözcü, şirketin bu durumu ay başında fark ettiğini kaydetti.

NSO Grup’un geliştirdiği Pegasus isimli yazılım, sızdığı cihazların konumlarının yanı sıra ses ve kamera kayıtlarını da elde edebiliyor.

NSO Grup: Yazılımı sadece devletlere satıyoruz, kimseyi hedef almayız

Financial Times, İngiltere’de insan hakları savunucusu bir avukatın hedef alındığını iddia etti.

Euronews’e konuşan NSO Grup sözcüsü, şirketin yazılımları “suç ve terörle mücadele amacıyla yalnızca devlet kurumlarına” lisans verdiğini, ancak “kamu güvenliğinin sağlanması için istihbarat kurumlarının bu teknolojinin nasıl kullanıldığını bildiklerini” söyledi. Sözcü, şirketin bilgisi dahilinde hiçbir kişi ve kurumun hedef alınmadığını dile getirdi.

İsrailli yazılım en fazla Türkiye’de kullanılıyor

İsrail şirketinin geliştirdiği bir casus yazılımın ismi Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinde geçmişti.

Toronto Üniversitesine bağlı Citizen Lab kuruluşu, Suudi Arabistan’ın NSO Grup’tan aldığı “Pegasus” adlı casus yazılım teknolojisiyle Kaşıkçı’yı izlediğini ortaya çıkarmıştı.

Citizen Lab, İsrail’de üretilen bu casusluk yazılımının en fazla kullanılan ülkelerden birisinin Türkiye olduğunu ortaya koymuştu.

Türkiye’de kimin hedeflendiği bilinmese de araştırmayı yapan laboratuvar, kendi bulguları kapsamında en az 174 kişinin bu yazılımla denetim altında olduğunu söylüyor. Bu rakamın sadece tespit edilebilen yazılımlar olduğu düşünüldüğünde sayının gerçekte çok daha fazla olduğu sanılıyor.

https://tr.euronews.com/2019/05/14/whatsapp-a-israil-kaynakli-casus-yazilim-bulasti-kullanicilara-guncelleme-cagrisi-yapildi.

 

Dünyanın en değerli şirketi Amazon, ‘koca kulak’ çıktı

Ryan Amaz100440 1

 

ABD merkezli e-ticaret ve bulut bilişim devi Amazon’un akıllı asistanı Alexa’nın ses kayıtları yaptığı ve bunların şirket için çalışan bir ekip tarafından dinlenildiği ortaya çıktı. Ses kayıtlarının müşterinin önadı, cihazının seri numarası ve hesap numarasıyla bağlantılandırılması, soru işaretleri yarattı.

Küresel çapta elektronik dinleme faaliyetlerinden dünyanın en zengin insanı Jeff Bezos’un sahibi olduğu dünyanın en değerli şirketinin de eksik kalmadığı ortaya çıktı. Amazon’un eski çalışanlarıyla görüşen Bloomberg, online devinin yapay zekalı sanal asistanı Alexa üzerinden ‘Büyük Birader’ faaliyetlerinde bulunduğunu duyurdu.

Buna göre Amazon’da çalışan bir ekip, sesle kontrol edilen Alexa ile bağlantılı çalışan cihazların kaydettiği kullanıcı seslerini dinliyor. Amazon’un ses gözden geçirme programında çalışmış 7 kişi, bazı günler dinledikleri metaryalin 9 saatlik vardiya başı 1000 ses kaydına çıktığına söyledi. Üstelik ses kayıtlarının müşterinin önadı, cihazının seri numarası ve hesap numarasıyla bağlantılandırıldığını belirtti.

Ekip üyelerinin dinlediklerini söyledikleri kayıtlar arasında bir kadının duşta şarkı söylemesi, bir çocuğun çığlık atışı, bir cinsel saldırı da var. Çalışanlar, anlaşılması zorlaşan ya da çok komik gelen ses kayıtlarını kendi aralarındaki sohbet odalarında paylaştıklarını da kaydetti.

Haberin patlak vermesi üzerine BuzzFeed News’a e-posta yoluyla açıklama yapan bir Amazon sözcüsü, Alexa ses kayıtlarından son derece küçük parçaların dinlenilip çözümlendiğini, bunun konuşma tanıma ve doğal dil anlama sistemlerini geliştirmek için gerekli olduğunu, bu sayede Alexa’nın kullanıcıların taleplerini daha iyi anladığını ve herkes için iyi hizmet verilmesini sağladığını söyledi.

Sözcü “Her türlü enformasyona en yüksek derece gizlilik muamelesi yapıyor ve korumak için kısıtlı erişim, hizmet şifreleme ve kontrol ortamımızın denetleme mekanizmalarından oluşan çok etkenli onaylama süreci kullanıyoruz” dedi.

Amazon’un gizlilik politikasında, Alexa’nın yazılımının, müşterinin Alexa kullanımı, karşılıklı etkileşimi ve diğer bağlantılı ürünleri kullanışıyla ilgili bir dizi veriyi şirkete sağladığı belirtiliyor. Ama şirket çalışanlarının kendi aralarında bu verilerle nasıl bir etkileşime geçtiğine dair bir açıklama sunulmuyor.

Sık sorulan sorular bölümünde, Alexa’nın tüm konuşmaları kaydetmediği, sadece ‘Alexa’, ‘Amazon’, ‘bilgisayar’ veya kendi akıllı hoparlörü ‘Echo’ gibi bir ‘uyandırma kelimesi’ geçtiğinde kayıtta bulunduğu söyleniyor.

Ancak Mayıs 2018’de ABD’nin Portland eyaletinin Oregan şehrinde bir Echo’nun bir kadının özel konuşmalarını kocasının bir müşterisine göndermesi haber olmuştu. Böyle ‘kaza’ diye açıklanan kontrolsüz faaliyetlerin mevcut olduğu biliniyor.

Diğer iki popüler ses kontrollü asistanın üreticisi Apple ve Google da kullanıcıların verdiği komutları gözden geçirmekle görevli ekip çalıştırıyor.

Ancak bu iki teknoloji devi kayıtları anonim tuttuklarını ve müşterilerin hesaplarıyla bağlantılandırmadıklarını savunuyor.

Assange, İngiltere’de kefalet kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle tutuklandı

assange

WikiLeaks’in kurucusu Avustralyalı Julien Assange, sığındığı Ekvador’un Londra Büyükelçiliği’nde polis tarafından gözaltına alınmasının ardından, çıkartıldığı mahkemede tutuklandı. Assange’ın 12 aya kadar hapis cezası alabileceği bildirildi.

Assange’ın, “kefalet kurallarını ihlal ettiği” gerekçesiyle tutuklandığı bildirildi.

Bu arada ABD Adalet Bakanlığı tarafından Assange’a isnat edilen suçlarla ilgili yeni bir açıklama yapıldı ve Assange’ın ABD’ye iade sürecinin Adalet Bakanlığına bağlı Uluslararası İlişkiler Ofisince yürütüleceği belirtildi.

Ekvador’da hükümetin değişmesi ve yeni yönetimin Assange’a verilen sığınma hakkını geri çekmesi üzerine İngiliz polisi, bu sabah gözaltı için bir operasyon başlatmıştı.

Kefaletle serbest bırakılma şartlarını ihlal etti
Westminster Ceza Mahkemesi, Assange’ın kefaletle serbest bırakılma şartlarını ihlal ettiği gerekçesiyle tutuklanmasına karar verdi. Assange’ın 12 aya kadar hapis cezası alabileceği bildirildi.

İngiltere Başbakanı Theresa May, mahkemenin tutuklama kararının öncesinde İngiliz parlamentosunda yaptığı konuşmada, “(Assange) Ekvador Büyükelçiliği’nde 7 yılın ardından kefaletle serbest bırakılma şartlarını ihlal ettiği için gözaltına alındı. Ayrıca ABD’nin iade talebiyle ilişkili olarak gözaltına alındı. Bu şu an mahkeme huzurundaki hukuki bir konu.” ifadesini kullandı.

Ekvador hükümetinin, konunun çözümlenmesindeki iş birliğinden memnuniyet duyduğunu belirten May, “Bu (Assange’ın gözaltına alınması) kimsenin yasaların üzerinde olmadığını gösteriyor.” dedi.

Ekvador’un verdiği sığınma hakkını geri çekmesinin ardından bu ülkenin Londra’daki büyükelçiliğinde gözaltına alınan Assange yerel saatle 13.29’da yoğun güvenlik önlemleri altında Westminster’daki Ceza Mahkemesine getirilmişti.

İngiliz polisi Scotland Yard’dan yapılan açıklamada, Assange’ın kefaletle serbest bırakılma şartlarına ilaveten ABD’nin iade talebi doğrultusunda gözaltına alındığını bildirmişti.

2012’den beri büyükelçilikte yaşıyordu
ABD Dışişleri Bakanlığının çok sayıda yazışmasını internet sitesi aracılığıyla kamuoyuna duyuran ve tartışmalara neden olan 47 yaşındaki Assange, 2012’den beri Londra’nın Knightsbridge semtindeki Ekvador Büyükelçiliğinin bir odasında yaşıyordu.

İngiliz mahkemesi, Assange’ın 2010’da iki kadına tecavüzle suçlandığı İsveç’e iadesine karar vermişti.

Assange, hakkındaki iade kararının ardından Haziran 2012’de İsveç’e iadesi halinde ABD’ye gönderilme riski bulunduğu için Ekvador’un Londra Büyükelçiliğine sığınmıştı.

İsveç mahkemesi, 2017’de Assange hakkındaki davaları düşürmüştü. Ekvador, Assange’ın siyasi iltica başvurusunu kabul etmiş ve vatandaşlık vermişti.

ABD’den yakın takip
Öte yandan ABD Adalet Bakanlığı, Wikileaks’in kurucusu Julian Assange’a, ABD’de Wikileaks’e belge sızdırdığı için casusluktan 35 yıl hapis cezasına çarptırılan Chelsea Manning ile gizli anlaşma yapma suçlaması yöneltti.

ABD Adalet Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, Assange’ın “ABD tarihindeki en büyük gizli bilgi hırsızlığı” olayında rol aldığı belirtildi.

Açıklamada, Wikileaks kurucusuna yönelik suçlamalara ilişkin, “Assange, ABD ordusunun eski bir istihbarat analizcisi olan Manning ile ABD Savunma Bakanlığında, hükümetin gizli belge ve iletişim için kullandığı SIPRNet adlı sisteme bağlı bilgisayarların şifrelerine ulaşmak üzere gizli anlaşma yaptı.” ifadelerine yer verildi.

Assange’ın Manning ile Wikileaks’e gizli kayıtların aktarılması için telefon görüşmeleri yaptığı aktarılan açıklamada bu görüşmeler esnasında Assange’ın kendisine daha fazla bilgi sağlaması için Manning’i cesaretlendirdiği iddia edildi.

Açıklamada Assange’ın ABD’ye iade sürecinin Adalet Bakanlığına bağlı Uluslararası İlişkiler Ofisince yürütüleceği belirtildi.

Chelsea Manning kimdir?
ABD ordusunda görevli eski asker Manning, 2010’da gizli belgeleri Wikileaks’e sızdırmış, 2013 yılında 35 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

Eski ABD Başkanı Barack Obama, 7 yıldır hapiste olan Manning’i 2017 ocak ayında affetmiş, Manning aynı yılın mayıs ayında serbest kalmıştı.

Ekvador hükümeti tarafından Mart 2018’de yapılan açıklamada, sosyal medyadan gönderdiği mesajlarla ülkenin uluslararası ilişkilerini tehlikeye attığı için Assange’ın internet erişiminin kesildiği bildirilmişti.

Julian Assange’a Londra’da gözaltı

5caf105c4c96bb31568b4567

Amerikalı diplomatların gizli yazışmalarını yayınlayan WikiLeaks sitesinin kurucusu Julian Assange, Londra’da hiç dışarı çıkmadan yaşadığı Ekvador Elçiliği’nde gözaltına alındı. İngiliz polisi, kendilerini Ekvador yetkililerinin davet ettiğini açıkladı.

WikiLeaks belgelerini sızdıran Julian Assange, 2012 yılından bu yana yaşadığı Londra’daki Ekvador Büyükelçiliği’nde İngiliz polisi tarafından gözaltına alındı.

İngiliz haber ajansı Reuters’ın aktardığına göre, polisi elçilik binasına Ekvador yetkilileri davet etti. Polis açıklamasında, “Ekvador hükümetinin sığınma hakkını geri almasının ardından elçiliğe davet edildik” denildi. Ekvador Devlet Başkanı Moreno da olayın ardından yaptığı açıklamada, Assange’ın diplomatik sığınma hakkına ‘uluslararası sözleşmeleri tekrar tekrar ihlal etmesi’ nedeniyle son verildiğini söyledi.

WIKILEAKS: ULUSLARARASI HUKUK İHLALİ

WikiLeaks’ten yapılan açıklamada ise Ekvador hükümetinin adımının yasadışı olduğunun altı çizildi. WikiLeaks, Assange’ın siyasi sığınma hakkına son verilmesinin uluslararası hukuk ihlali olduğunu vurguladı.

WikiLeaks: Assange, Ekvador Büyükelçiliği’nden çıkarılacak

1035398358

Wikileaks, kurucusu Julian Assange’ın sığındığı Ekvador’un Londra Büyükelçiliği’nden günler hatta saatler içinde çıkarılacağını iddia etti.

 

Wikileaks’in Twitter hesabından yapılan açıklamada, üst düzey bir Ekvador yetkilisinin, ‘Assange’ın günler hatta saatler içinde elçilik binasından çıkarılacağını ve gözaltına alınması için İngiltere ile anlaşmaya varıldığını’ söylediği ileri sürüldü.

Wikileaks’in blog sitesindeki açıklamada ise bu kararın, Ekvador Devlet Başkanı Lenin Moreno’nun, kardeşi tarafından oluşturulan bir off shore hesabını kullandığına dair iddiaların üstünü kapatma girişimi olduğu savunuldu.

Açıklamada, Assange’nin avukatı Carlos Poveda’nın ‘INA Belgeleri olarak adlandırılan Moreno hakkındaki iddialara ilişkin sızıntılarla müvekkilinin bir ilgisinin bulunmadığını, zira artık Wikileaks’in editörü olmadığını’ dile getirdiği de belirtildi.

Ekvador Devlet Başkanı Moreno, üç gün önce yaptığı açıklamada, Wikileaks’i, özel görüşmelerini ve telefon konuşmalarını gizlice dinlemek, yıllar önce Avrupa’da çekilen kendisinin ve ailesinin fotoğraflarını sosyal medyaya sızdırmakla suçlamıştı.

6 YILDIR BÜYÜKELÇİLİKTE YAŞIYOR

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın çok sayıda yazışmasını internet sitesi aracılığıyla kamuoyuna duyuran ve tartışmalara neden olan Assange, 2012’den beri Londra’nın Knightsbridge semtindeki Ekvador Büyükelçiliği’nin bir odasında yaşıyor.

İngiliz mahkemesi, Assange’ın 2010’da iki kadına tecavüzle suçlandığı İsveç’e iadesine karar vermişti.

Assange, hakkındaki iade kararının ardından Haziran 2012’de İsveç’e iadesi halinde ABD’ye gönderilme riski bulunduğu için Ekvador’un Londra Büyükelçiliği’ne sığınmıştı.

İsveç mahkemesi 2017’de Assange hakkındaki davaları düşürmüştü. Ekvador, Assange’ın siyasi iltica başvurusunu kabul etmiş ve vatandaşlık vermişti.

Ekvador hükümeti tarafından Mart 2018’de yapılan açıklamada, sosyal medyadan gönderdiği mesajlarla ülkenin uluslararası ilişkilerini tehlikeye attığı için Assange’ın internet erişiminin kesildiği bildirilmişti.

https://tr.sputniknews.com/guney_amerika/201904051038626646-wikileaks-assange-ekvator-buyukelciligi-cikarilacak/

Yeni Zelanda cami saldırıları – Başbakan Ardern: Facebook’un beyaz milliyetçiliği ve ayrılıkçılığı engelleme kararı olumlu

New NZ Prime Minister Jacinda Ardern Visits Australia

Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern, Facebook’un beyaz milliyetçiliği ve ayrılıkçılığı öven ve destekleyen paylaşımları engelleme kararını olumlu karşıladığını açıkladı.

Jacinda Ardern, bu tür içeriklerin nefret söylemi kapsamında görülmesi gerektiğini söyledi.

Ardern düzenlediği basın toplantısında, “Bu kategoriler önceden de bu kapsamda ele alınmalıydı, ama Christchurch’teki saldırının ardından bu konunun netlik kazanması olumlu bir gelişme” dedi. Söz konusu içeriklerin yayılmasını engellemeyen sosyal medya şirketlerine ceza verilmesini öngören yasalar üzerinde çalıştıklarını da belirtti.

Yeni Zelanda’da ve 50 kişinin ölümüne yol açan cami saldırılarını gerçekleştiren kişinin saldırıyı canlı yayımlaması üzerine Facebook eleştiri almıştı.

Facebook’tan engelleme kararı

Sosyal medya devi, beyaz milliyetçilik ve ayrılımcılığı tüm platformlarında engelleme kararı aldığını açıkladı.

Şirket, Facebook ve Instagram’da önümüzdeki haftadan itibaren “bu akımları öven, destekleyen ya da temsil eden” içerikleri engelleyeceklerini bildirdi.

Facebook ayrıca, bu kapsamdaki içerikleri aratan kullanıcıları sayfası üzerinde aşırı sağ radikalizmle mücadele eden yardım kuruluşlarına yönlendirecek.

Yeni Zelanda’da 15 Mart’ta iki camiye düzenlenen silahlı saldırı sırasında saldırganın Facebook’ta canlı yayın yapması, şirket üzerindeki baskıları artırmıştı.

‘Beyaz üstünlüğünü savunan içerikten farklı değil’

Facebook, bu yayını engellemediği için yoğun eleştiri almıştı.

Şirket yetkilileri, yayını canlı olarak 200’den az kullanıcının izlediğini, platformdan silinmeden önce bu videonun toplam 4000 kez izlendiğini açıklamıştı.

Sosyal medya devi daha önce bazı beyaz milliyetçi içerikleri ırkçılık kapsamında saymamış, beyaz etnik devletler kurma çağrısında bulunan bazı kullanıcılara izin vermişti. Yaptığı açıklamada bu içerikleri bazı grupların “kimliklerinin bir parçası” olarak nitelemişti.

Ancak Çarşamba günü sitede yayınladığı bir açıklama ile politikalarında değişikliğe gitti.

Şirket yetkilileri yapılan açıklamada, akademisyen ve sivil toplum kuruluşlarıyla üç aydır yürüttükleri görüşmeler sonucu beyaz milliyetçiliğin organize nefret gruplarından da beyaz üstünlüğünü savunan görüşten ayrıştırılamacağı değerlendirmesini yaptı.

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-47728989

FCC, 6G Testleri İçin Kullanılacak Yüksek Frekanslı Dalgaları Onayladı

fcc-gettyimages-1056182858
Federal İletişim Komisyonu (FCC), ileri teknoloji kablosuz veri iletimi testleri için yüksek frekansta dalgaların kullanımını onayladı.

Federal İletişim Komisyonu (FCC) Cuma günü oy birliğiyle, mühendislerin gelecek nesil kablosuz teknolojisinin (muhtemelen 6G) testlerine başlaması için “terahertz dalgası” (95 gigahertz – 3 terahertz) frekanslarını kullanıma açtı. Ancak bu kadar yüksek frekanslardan nasıl yararlanılacağı veya gelecekte tüketicilere ne gibi faydalar sağlayacağı henüz tam olarak net değil.

FCC, basın açıklamasında özellikle “6G” den bahsetmiyor olsa da bu frekansların kullanımı, henüz ana kullanım amacına ulaşmamış olan 5G kablosuz teknolojisinin (86 GHz’e kadar) halefinin önünü açabilir.

FCC Yönetim Kurulu Başkanı Ajit Pai, yaptığı açıklamada “Bugün, bu spektrumun verimli bir şekilde kullanılmasına yönelik büyük adımlar atıyoruz. Bu yüksek frekanslı dalgaların kullanılması yenilikçi firmalara, yeni teknolojiler geliştirmek için güçlü teşvikler sağlayacaktır” dedi.

Ancak 5G teknolojisinde olduğu gibi milimetre dalgaları üzerinden veri iletimi ve hatta 6G’de bu verinin daha kısa dalgalarla iletilmesi son derece zor bir hal alıyor. Dalga boyları kısaldıkça bağlantılar daha hassas hale geliyor ve duvarlara ve diğer engellere takılma riski artıyor.

Tüm bunların yanı sıra bu fikir hakkında net olmayan bir çok kısım var. FCC Şefi Michael O’Rielly “Hangi teknolojilerin uygulanacağı, hangi spektrumun ideal olacağı veya hangi büyüklükte kanal bloklarının gerekli olacağı konusunda büyük belirsizlik var. Bu nedenle, zamanın ne getireceğini görmek için beklemeyi destekleyebilirim. Daha sonra bir karmaşa çözmek zorunda kalmaktan iyidir” açıklamasında bulundu.

https://www.webtekno.com/fcc-6g-testleri-icin-kullanilacak-yuksek-frekansli-dalgalari-onayladi-h65081.html