Cep Telefonlarını Artık Şarj Etmeyecek miyiz?

telefon

Amerika’da araştırmacılar dünyanın ilk bataryasız cep telefonunu geliştirdiklerine inanıyor.

Telefon, Seattle kentinde Washington Üniversitesi’ndeki bir grup araştırmacının çalışmasının sonucu. Araştırmacılar radyo frekansı ya da ‘RF’ dalgaları olarak bilinen küçük oranda radyo sinyallerini kullanarak bu sonuca ulaştı.

İlk bakışta elektronik cihazlarla bağlanmış devre sistemine benziyor ancak araştırmacılar bunun cep telefonları için çok önemli bir sıçrama olabileceğini kaydediyor.

Washington Üniversitesi’nden Shyam Gollakota, “Bu bataryasız telefon, pilsiz aygıtların kapasiteleri açısından önemli bir sıçrama çünkü veri aldıkça sürekli konuşan, durmayan bir aygıttan söz ediyorum,” diyor.

Model, ticari, raflarda satılan bileşenlerden oluşuyor, konuşmayı ve iletişimi baz istasyonu ile alıp iletebiliyor. İşleyişi şimdilerde çok basit ve arayan kulaklık takmak ve konuşmayla dinleme arasındaki düğmeye basmak zorunda.

Araştırmacı Vamsi Talla’ya göre daha az enerjiyle çalışan bir telefon geliştirmek ekibin karşılaştığı ilk zorluktu: “Eğer klasik cep telefonuna bakarsanız, bir telefon konuşması olurken yüzlerce milivat elektrik tükettiğini görürsünüz ve böyle bir aygıtın bataryasız olması yapmanız imkansız. Peki biz ne yaptık, ilk önce bu gücü aşağı çektik”

Bunu, radyo sinyallerinden küçük oranda enerji üretme metodu geliştirerek başardılar, üstelik sadece birkaç mikrowat elde ederek. Bu görünmeyen güç kaynağı Talla’ya göre her yerde: “Radyo frekansları çevremizde her yerde. Örnek olarak radyo, televizyon istasyonları bunu yapıyor. Cep telefonu baz istasyonları da bunu yapıyor. Hepsi radyo dalgaları iletiyor.”

Belki de radyo dalgalarının en olası kaynağı şimdilerde işyerlerinde, evlerde ve halka açık birçok yerde mevcut olan kablosuz internet sinyalleri.

Araştırmacılar mesajlaşmak ve basit kamera olarak kullanmak için düşük güç ekranlı modeller geliştirmeyi planlıyor.

Ekip bataryasız teknoloji ile daha geniş piyasalara ulaşılabileceğini düşünüyor.

Vamsi Talla, “Bu teknoloji konusunda gerçekten heyecanlıyız. Sistemi daha geniş çevrelere yaymak ve ticarileştirmek için çeşitli yollara bakıyoruz,” diyor.

Profesör Shyam Gollakota, “8-9 ay içinde piyasaya sürebileceğimiz bir ürün tasarlıyoruz,” şeklinde konuşuyor.

Vamsi Talla ise, “Gelecekte her akıllı telefon bataryasız olacak, en azından batarya bitse bile bir telefon konuşması yapacaksınız,” diyor.

Bu cep telefonu teknolojisini geliştirmek için tek girişim değil. İngiltere’de Bristol ve Surrey üniversitelerindeki araştırmacılar, aygıtların birkaç dakika içinde şarj olacağı bir sistem geliştiriyor.

https://www.amerikaninsesi.com/a/cep-telefonlarini-artik-sarj-etmetecek-miyiz/4015522.html

Reklamlar

Laboratuvarda yüzde 100 gerçek et üretildi

1029989653

Memphis Meats adlı şirketin laboratuvar ortamında orjinaliyle tamamen aynı tadı veren dana, tavuk ve ördek eti üretmeyi başardığı öğrenildi.

Hiçbir hayvanı öldürmeden, tamamen laboratuvar ortamında üretilen ete ‘temiz et’ adı verildiği belirtildi.

Az sayıda hayvan hücresi numunesinin kendini büyük demir hazneler içerisinde yeniden üretmesiyle oluşturulan ‘temiz et’in ‘yüzde 100′ gerçek et tadı verdiği, antibiyotik ve enterobakteri türlerinden de muaf olduğu ifade ediliyor.

22 MİLYON DOLAR BAĞIŞ TOPLADI

Memphis Meats’in şimdiye kadar 22 milyon dolar bağış topladığı söylenirken, bağışın önemli bir kısmının ünlü yatırımcılar Bill Gates, Richard Branson ve ünlü gıda şirketi Cargill’den geldiği belirtildi. Mosa Meat ve SuperMeat gibi alandaki diğer şirketler de ‘temiz et’i piyasaya sürmek için Memphis Meat ile rekabet içerisine girdi.

Branson konuyla ilgili Bloomberg’e yaptığı açıklamada “30 yıl içerisinde hiçbir hayvanı öldürmek zorunda kalmayacağımıza ve elde edilen etin temiz et veya bitkilerden elde edilen et olacağına inanıyorum. Hem tadı bildiğimiz etle tıpatıp aynı olacak hem de daha sağlıklı olacak” ifadelerini kullandı.

MALİYETİNİN DÜŞÜRÜLMESi HEDEFLENİYOR

2013 yılında üretilen ilk ‘temiz et burger’in maliyetinin 330 bin dolar olduğu belirtilirken, bugün temiz etin gramının 40 dolar maliyetle üretildiği öğrenildi. Hedefin ise maliyeti konvansiyonel olarak üretilen tavuklardan daha düşük seviyeye çekmek olduğu söyleniyor.

Dünyadaki toplam et tüketimi hacminin yaklaşık 1 trilyon dolar olduğu belirtiliyor. 

https://tr.sputniknews.com/yasam/201709041029989759-laboratuvarda-gercek-et-uretimi-gerceklestirildi/

Elektrik Enerjisine Yatırım Petrol Yatırımlarını Geçti

solar-panel

Tarihte ilk kez, elektrik sektöründeki yatırımlar, petrol ve benzin yatırımlarını geçti. Bazıları bu durumun, elektrikli araç ve temiz enerji sektörlerini canlandıracağını savunsa da, Fox Business Televizyonu’ndan Phil Flynn, aynı görüşte değil: “Önümüzdeki birkaç yılda, her sürücü bir hibrid araç satın alsa bile, gerçek şu ki, bizim petrol ve benzin talebimiz, önümüzdeki 10 ila 25 yıl içinde artmaya devam edecek.”

Yenilenebilir enerjideki hızlı büyümeye rağmen, Uluslararası Enerji Dairesi dünyadaki enerji ihtiyacının yüzde 80’inden fazlasının hala fosil yakıtlardan sağlandığını hatırlatıyor. Bunun zamanla değişeceğini söyleyen Flynn, petrol arzı azaldıkça ve gelişmekte olan ülkelerden ucuz petrol talebi arttıkça, petrol fiyatlarının da tırmanacağına inanıyor.

Ancak bu beklenti şimdilik fazla gerçekçi görünmüyor. Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü OPEC ülkelerinin, günlük üretimi 1 milyon 800 bin varil azaltmasına rağmen, petrol fiyatları bu yıl yüzde 20 oranında düştü.

Uzmanlar, zayıf küresel talebin ve Amerika’da artan şist petrolü üretiminin, bazı petrol yatırımlarının önüne geçebileceğini söylüyor.

https://www.amerikaninsesi.com/a/elektrik-enerjisine-yatirim-petrol-yatirimlarini-gecti/3970616.html

Aachen’da halka nükleer felaket riskine karşı iyot dağıtılıyor

18180462_303

Almanya’nın Aachen kentine 70 kilometreden az mesafede bulunan Belçika’nın Tihange 2 nükleer santralinde kaza yaşanması ihtimaline karşı Aachen halkına tedbir amacıyla iyot hapları dağıtılıyor.

Almanya’nın Kuzey Ren Vestfalya eyaletine bağlı Aachen kentinde bugünden itibaren eczanelerde halka iyot hapları dağıtılmaya başlandı. Eyalet yönetimi Aachen kentinde, Belçika’daki tartışmalı Tihange 2 nükleer santralinde yaşanabilecek olası bir radyasyon sızıntısına karşı tedbir olarak halka reçete karşılığında iyot verilmesi tavsiyesinde bulunmuştu.

Aachen’a 70 kilometreden az bir mesafede bulunan Tihange 2,  sık sık sorun yaşanan ve zaman zaman geçici olarak kapatılan bir nükleer santral olarak çevrecilerin tepkisini çekiyor.

Tiroit bezi kanserinin önlenmesi amaçlanıyor

Yüksek dozdaki iyot hapları ile insan vücuduna tiroit bezleri (guatr) yoluyla radyoaktif iyotun nüfuz etmesinin önüne geçilmesi hedefleniyor. İyot haplarının vücutta etkili olabilmesi için arızalı nükleer santralden yayılan radyoaktif dalganın söz konusu bölgeye yayılmadan birkaç saat önce alınması gerekiyor. İnsanların hapları alırken zamanlamayı tutturup tutturamayacakları ise tartışma konusu.

Aachen ve çevresinde oturan, 45 yaş altında olan, hamile ve bebek emziren kadınların internet üzerindeki bir link üzerinden iyot hapları için müracaatta bulunduklarında eczaneler kendilerine yüksek dozdaki iyot haplarını ücretsiz gönderiyorlar. Tiroit bezi kanserinden korunmak için kullanılacak bu hapların yerel makamların halkı bilgilendirmesinden sonraki aşamada alınması talep ediliyor.

Yan etkileri olabilir

Alman Radyasyondan Korunma Komisyonu 45 yaş üstü insanların iyot hapı almamasını tavsiye ediyor ve ilacın yan etkilerinin ileriki dönemlerde tiroit bezi kanserine yakanlanma riskinden daha fazla olacağına dikkat çekiyor. 

Tüm Almanya çapında iyot ilaçlarının önceden dağıtımına şimdiye kadar sadece istisnai durumlarda ve yalnızca çok sınırlı bir alan için izin veriliyordu. Normal olarak bu ilaçlar merkezi bir depoda saklanıyor ve sadece ihtiyaç durumunda halka dağıtılıyor. Bu önlemle iyot haplarının gerektiğinden erken alınmasının önüne geçilmek isteniyor. 

Yeşiller Partisi’nin Federal Meclis Grubu Başkanı Oliver Krischer’e göre, iyot haplarının önceden dağıtılması mantıklı. Krischer, “Belçika’daki nükleer santrallerde her hafta arızalar ve santralin geçici olarak devreden çıkarılması gündeme geliyor. Bu nedenle iyot haplarının önceden dağıtılması mantıklı” açıklamasını yaptı.   

Belçika’nın Almanya sınırındaki Tihange 2 nükleer santralinde geçmişte binlerce küçük çatlak meydana geldiği için özellikle bu santralin güvenliğinin tartışmalı olduğuna işaret ediliyor. Alman hükümeti güvenlik durumu tam olarak aydınlatılana kadar nükleer santralin şalterinin geçici olarak indirilmesini talep etmiş ancak bir sonuç alamamıştı.

http://www.dw.com/tr/aachenda-halka-nükleer-felaket-riskine-karşı-iyot-dağıtılıyor/a-40332829

‘NATO’nun katil robot çağına hazırlanmaması saflık olur’

robocop-tehran

NATO Ortak Kuvvetler Komutanlığı’nın eski İngiliz komutanı Richard Barrons, katil robotların kullanıma geçmesinin kaçınılmaz olduğunu belirtti. Sputnik’e konuşan Londra Şehir Üniversitesi’nden David Stupples da, NATO’nun bu robotların kullanılacağı bir çağa hazırlanmamasının saflık olacağını savundu.

Elektrikli otomobil üreticisi Tesla şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı Elon Musk ile birlikte 115 iş dünyası liderinin, ‘katil robotların’ yasaklanması çağrısı yapmasının ardından NATO Ortak Kuvvetler Komutanlığı’nın eski İngiliz komutanı Richard Barrons, Telegraph gazetesine verdiği röportajda katil robotların ortaya çıkışının kaçınılmaz olduğunu ve uluslararası yasakların işe yaramayacağını söyledi.
Barrons, dünyanın diğer ülkelerinin İngiltere ile aynı vicdana sahip olmayabileceğini, bu teknolojiye sahip olunmasa bile nasıl başaçıkılabileceğinin bilinmesi gerektiğini belirtti.

Konuyla ilgili Sputnik’e konuşan Londra Şehir Üniversitesi’nden Elektronik ve Radyo sistemleri Profesörü David Stupples da Barron’ın söylediklerine katıldığını belirterek, eğer kaybetmek istemiyorsa, İngiltere’nin bu konuda harekete geçmesi gerektiğini ifade etti.

Bu teknolojiye hazırlanmamayı ‘saflık’ olarak gördüğünü belirten Stupples “Teknolojinin ilerlemesini durduramayız. Ayrıca bu robotlar geliştiren ülkelerin her biri aynı bilinç ve vicdana sahip olmayacak. Artık teknoloji var ve yapay zeka ile ilgili güvenlik tedbirlerine yönelik daha fazla araştırma yapılması gerekiyor. Ayrıca bence bu teknoloji şu anda bir robotun kendi başına bir savaşta yer alabileceği kapasitede değil” dedi.

‘GERÇEKLE YÜZLEŞMELİYİZ’
Transformes, Terminatör ve War of the Worlds (Dünyalar savaşı) gibi filmler, geçmişte insanlığın savaşçı robotlar hayalinin ekranlarda izlenmesini sağladı. Bu filmlerde insanlık bir süre sonra katil robotlarla savaşmak zorunda kaldı.

Stupples “Star Wars, Klonların Savaşı filminde de bir robot ordusu görüyoruz. Bunu gelecekte, belki 10, 15, 20 yıl sonra görebiliriz. Çünkü ülkeler askerlerinin ölmesini istemiyor ve bunun için robotları kullanacak. İnsanların endişelerini anlayabiliyorum ama gerçekle yüzleşmeliyiz” ifadelerini kullandı.

Rus Kalaşnikof silah şirketi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Konstantin Abaşkin de İHA’ları vurabilen REX 1 isimli elektronik bir silah geliştirdiklerini duyurmuştu.

https://tr.sputniknews.com/analiz/201708311029951050-nato-katil-robot-hazir/

ABD’de lösemiye karşı ilk gen terapisine onay

1027411910

ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) kök hücre temelli gen terapisine ilk onayı verirken, bunu ‘tarihi bir eylem’ olarak niteledi.

İsviçreli ilaç şirketi Novartis’in ‘Kymriah’ adlı tedavisinin akut lenfoblastik lösemi ve diğer türdeki lösemi hastaları üzerinde dikkat çekici derecede etkili olduğu bildirildi.

Bunun, bir hap veya infüzyon almaktan çok daha etkin olduğu kaydedilirken, bazı hastalara birinci basamak ilaçların başarısız olmasından sonra ikinci bir şans vermeyi amaçlıyor.

FDA’nin Biyolojik Değerlendirme ve Araştırma Merkezi Direktörü Peter Marks yaptığı açıklamada, Kymriah’ın “Bu ciddi hastalığa yakalanmış çocuklar ve genç yetişkinler için karşılanmamış önemli bir ihtiyacı karşılayan türünün ilk tedavi yöntemi” olduğunu belirtti.

‘YÜZDE 83 ORANINDA BAŞARI’

Üretici firma Novartis, Kymriah’ın diğer yöntemlerle tedavi edilmesi çok zor olduğu kanıtlanmış bir lösemi türü için yüze 83’lük bir başarı oranına sahip olduğunu duyurdu.

Novartis’in CEO’su Joseph Jimenez bu konudaki açıklamasında, “Beş yıl önce, Pensilvanya Üniversitesi ile iş birliğine başladık ve bir kanser hastasına paradigmayı değiştiren immünosellüler terapi olacağını düşündüğümüz şeylerin daha da geliştirilmesi için yatırım yaptık” dedi.

FDA Müdürü Dr. Scott Gottlieb de açıklamasında, “Bir hastanın, kendi hücrelerinin yeniden programlanabilme yeteneğiyle ölümcül kansere saldırabilmesini sağlanmasıyla tıbbi buluş konusunda yeni bir sınıra giriyoruz” ifadesini kullandı.

Gottlieb, “Gen ve hücre terapileri gibi yeni teknolojiler, pek çok zor hastalığı iyileştirme kabiliyetimizde bir kırılma noktası oluşturma potansiyeline sahiptir. FDA olarak hayat kurtarıcı olma potansiyeline sahip, çığır açan tedavilerin geliştirilmesini ve gözden geçirilmesini hızlandırmaya kararlıyız.” değerlendirmesinde bulundu.

Lösemi ABD’de çocuklar arasında görülen en yaygın kan kanseri olarak bilinirken, ülkede her yıl 20 yaş ve altında 3 bin 100 kişiye lösemi teşhisi konuyor.

https://tr.sputniknews.com/bilim/201708311029948226-abd-losemi-ilk-gen-terapisi-onay/

Küba’dan sevindiren “kanser” haberi

3467-heberferon

Küba’nın geliştirdiği Heberferon isimli cilt kanseri ilacı piyasaya çıktığı altı ay içerisinde Küba’daki eczanelerde yerini aldı. İlaç hastalarda olumlu sonuçlar veriyor.

Küba’nın geliştirdiği Heberferon isimli cilt kanseri ilacı adadaki 400 hastadaolumlu sonuçlar verdi. Araştırmacılar elde ettikleri bulguları Küba’daki Cilt Kanseri Çalıştayı’nda paylaştı.

TÜMÖRÜN BÜYÜMESİNİ ENGELLİYOR

Heberferon, bazal hücreli karsinomayı hedef alan, enjektabl formda hazırlanan bir ilaç olma özelliği taşıyor.

SoL’da Başak Dönertaş tarafından yer alan habere göre, Genetik Mühendisliği ve Biyoteknoloji Merkezi tarafından, cilt kanseri tedavisi için 20 yıllıkaraştırmadan sonra geliştirilen ilaç, tümorün büyümesini engellerken lezyonları azaltıyor ya da tamamen yok ediyor.

Araştırma sürecinde yer alan biyolog Dr. Iraldo Bello, ilacın interferon alfa 2b ve rekombinant insan interferon gamma maddelerinin sinerjistik bir kombinasyonu olduğunu ve dünyada bir benzerinin olmadığını dile getirmişti.

İnterferonlar normalde vücudun bağışıklık hücreleri tarafından salgılanıyor ve çoğalan hücreleri intihara sürükleyebiliyor. Böylece kansere karşı da etki gösteriyor.

HASTALARIN YÜZDE 60’I OLUMLU YANIT VERDİ

Dr. Priscila Torres bazal hücreli karsinomlu hastaların %60‘ının ilaca olumlu yanıt verdiğini bildirdi ve daha çok hastanın Heberferon‘dan yarar görebileceğini ekledi.

Heberferon’un piyasaya çıkışının ardından özellikle göz, burun, ağız, kafa derisi, kulak gibi hassas bölgelerin yanısıra büyük tümorlerle ilgili cerrahi işlemlerde azalma görüldü.

Güneşe aşırı maruz kalma nedeniyle cilt kanseri adadaki en yaygın kanserlerden biri.

Dr. Iraldo Bello, piyasaya çıkalı kısa süre geçmesine rağmen ilacın çeşitli cilt kanseri hastalarında olumlu değişikliklere neden olduğunu dile getirdi.

‘Yapay zeka’ ürünü ilk albüm piyasaya sürüldü

Profesyonel müzisyen ve teknoloji uzmanlarının hayat verdiği yapay zeka sanatçısı ‘Amper’, dünyanın ilk yapay zeka ürünü müzik albümünü hazırladı.

Müzik ve videosu Amper tarafından hazırlanan ‘I AM IA’ (Ben Yapay Zeka’yım) isimli single albümde sosyal medya yıldızı ve şarkıcı Taryn Southern söz yazarı olarak yer alırken aynı zamanda ‘Break Free’ isimli şarkıyı seslendirerek videoda oynadı.

Kanserli hücreleri tamamen yok eden bir tedavi yöntemi bulundu

_97602221_94ede432-401e-4563-88e6-9ecb12465965

İskoç bilim insanları, kanser hücrelerini öldüren, mevcut tedavilerden çok daha etkili olabilecek yeni bir kanser tedavisi yöntemi bulduklarını açıkladı.

Glasgow Üniversitesi’nde geliştirilen ve CICD (Kaspaz Bağımsız Hücre Ölümü) adı verilen yeni yöntemin tümörleri tamamen ortadan kaldırabileceği ve hastalığın tekrarlamasını önleyebileceği belirtiliyor.

Araştırmanın sonuçları bilim dergisi Nature Cell Biology’de yayımlandı.

Kemoterapi, radyoterapi ve immunoterapi gibi mevcut tedaviler, apoptosis olarak bilinen bir yönteme dayanıyor.

Bu yöntemde, kaspaz adı verilen proteinler aktive edilerek kanser hücreleri öldürülüyor.

‘Kalan tümör hücreleri de ölüyor’

Ancak bu tedaviler yan etki riski içerdiği gibi, genellikle kanser hücrelerinin tamamını öldüremiyor ve bunun sonucu olarak hastalık tekrarlayabiliyor.

Araştırmaya başkanlık eden Dr. Stephen Tait, “Tümörü tamamen gerileten bu yöntem, kanser tedavisinde çok daha etkili olabilir. Gerçekte, tedavide tüm tümör hücrelerini öldürmek gerekmiyor. Çünkü, kalan tümörü tamamen temizleyen ve dolayısıyla kanseri ortadan kaldıran bir bağışıklık tepkisi ortaya çıkardık” dedi.

Uzmanlara göre apoptosisin aksine CICD yöntemiyle kanser hücreleri ölürken, bağışıklık sistemi imflamatuvar proteinlerle uyarılıyor. Bunun sonucunda, kalan tümör hücreleri de ölüyor.

Araştırmada, laboratuvarda geliştirilen kalın bağırsak hücreleri kullanıldı. Ancak yöntemin diğer kanser türlerinde de kullanılabileceği belirtiliyor.

http://www.bbc.com/turkce/haberler-41098590

Dünyada bir ilk: Estonya ‘sanal para birimine’ geçiyor

_97563129_gettyimages-597317523

Estonya, internet üzerinden işlem yapmayı sağlayan “Estcoint” adı verilen sanal para birimi uygulamasına geçeceğini açıkladı.

Dünyanın pek çok ülkesinde üzerinde ciddi çalışmalar yapılan “sanal valuta (para birimi)” projesinde Estonya nasıl oldu da büyük ekonomiler arasından sıyrılmayı başardı?

Bu işin sırrı Estonya’nın bir ‘internet cumhuriyeti olma yolunda attığı ciddi adımlarda aranmalı.

‘Sanal valuta’ üzerinden işlemler yapılabilmesinin en büyük sakıncası işlemlerin kontrol dışına çıkabilme olasılığı.

Ciddi ve köklü bankaların ulusal dövizlerle kurumlar arasındaki geleneksel ilişkilerle süren ve “Merkez Bankalarının” da güvencesiyle devam eden işlemleri, kolay takip edilebiliyor.

Estonya dışındaki ülkeler neden cesaret edemedi?

İnternet üzerinden sürmesi düşünülen ve “sanal dünyanın öznelerinin” ödediği ‘sanal valuta’ ise, takibi ve denetlenmesi zor bir ortam yaratıyor. Bu nedenle şimdiye dek hiçbir ülke sanal valutaya geçmeye cesaret edememişti.

Estonya’da ise durum farklı.

Ülkede 3 yıldır “e-residency” uyguluyor. Yani dünyanın farklı ülkelerinden insanlara “dijital vatandaşlık” veriyor.

Başka bir ülkede yaşasa bile, Estonya’dan “dijital oturum” alan insanlar, Estonya’ya adım bile atmadan şirket kurabiliyor, ya da başka faaliyetlerde bulunabiliyor. Bu durum elbette Estonya devleti için de yararlı, çünkü her girişim devlete vergi ödüyor.

‘Dijital Vatandaşlık’ için kurulan bu sistemin güvenlik anlamında insanları ikna ettiği düşünülüyor. Şu an itibarıyla Estonya’nın 22 bin dijital vatandaşı var.

Estonya’daki E-residency Dijital Kimlik Platformu’nun başkanı Kaspar Korjus, ilk etapta sanal para birimi estcoint ile bu sistem içinde ödemelere başlanacağını duyurdu.

Estonya’nın dijital vatandaşları hem devlete karşı yükümlülüklerini ve hem de sistem içinde birbirleriyle yapacakları işlemlerin karşılığını Estcoint ile ödeyecekler.

Öte yandan, Estonya’nın hedefleri büyük. Bir süre sonra Estcoin’in normal ticarette de kullanılabileceğini düşünüyorlar.

http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-41066338