WhatsApp’a İsrail kaynaklı casus yazılım bulaştı; kullanıcılara güncelleme çağrısı yapıldı

skynews-nso-group-whatsapp_4668513

Dünyanın en çok kullanılan mesajlaşma uygulaması WhatsApp üzerinden cep telefonlarına İsrail kaynaklı gelişmiş bir casus yazılımın bulaştığı tespit edildi.

WhatsApp dün 1,5 milyar kullanıcısından önlem olarak uygulamayı güncellemelerini istedi.

WhatsApp’tan Euronews’e konuşan bir yetkili, “Saldırının arkasında gelişmiş bir siber aktörün bulunduğu ve belirlenmiş kişileri hedef aldığını” söyledi.

Financial Times gazetesi, İsrailli yazılım firması NSO Grup’un geliştirdiği casus yazılımın, WhatsApp uygulamasını kullanan cep telefonları ve diğer cihazlara bilgisayar korsanları tarafından uzaktan yerleştirilebildiğini yazdı.

WhatsApp’ın sözcüsü de kötücül yazılımın uygulamanın arama fonksiyonu üzerinden sadece cevapsız çağrılar yoluyla telefonlara sızabildiğine dikkat çekti.

Yazılımdan etkilenen kullanıcı sayısının bilinmediğini ancak kullanıcıların seçilerek hedef alındığını belirten sözcü, şirketin bu durumu ay başında fark ettiğini kaydetti.

NSO Grup’un geliştirdiği Pegasus isimli yazılım, sızdığı cihazların konumlarının yanı sıra ses ve kamera kayıtlarını da elde edebiliyor.

NSO Grup: Yazılımı sadece devletlere satıyoruz, kimseyi hedef almayız

Financial Times, İngiltere’de insan hakları savunucusu bir avukatın hedef alındığını iddia etti.

Euronews’e konuşan NSO Grup sözcüsü, şirketin yazılımları “suç ve terörle mücadele amacıyla yalnızca devlet kurumlarına” lisans verdiğini, ancak “kamu güvenliğinin sağlanması için istihbarat kurumlarının bu teknolojinin nasıl kullanıldığını bildiklerini” söyledi. Sözcü, şirketin bilgisi dahilinde hiçbir kişi ve kurumun hedef alınmadığını dile getirdi.

İsrailli yazılım en fazla Türkiye’de kullanılıyor

İsrail şirketinin geliştirdiği bir casus yazılımın ismi Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinde geçmişti.

Toronto Üniversitesine bağlı Citizen Lab kuruluşu, Suudi Arabistan’ın NSO Grup’tan aldığı “Pegasus” adlı casus yazılım teknolojisiyle Kaşıkçı’yı izlediğini ortaya çıkarmıştı.

Citizen Lab, İsrail’de üretilen bu casusluk yazılımının en fazla kullanılan ülkelerden birisinin Türkiye olduğunu ortaya koymuştu.

Türkiye’de kimin hedeflendiği bilinmese de araştırmayı yapan laboratuvar, kendi bulguları kapsamında en az 174 kişinin bu yazılımla denetim altında olduğunu söylüyor. Bu rakamın sadece tespit edilebilen yazılımlar olduğu düşünüldüğünde sayının gerçekte çok daha fazla olduğu sanılıyor.

https://tr.euronews.com/2019/05/14/whatsapp-a-israil-kaynakli-casus-yazilim-bulasti-kullanicilara-guncelleme-cagrisi-yapildi.

 

Dünyanın en değerli şirketi Amazon, ‘koca kulak’ çıktı

Ryan Amaz100440 1

 

ABD merkezli e-ticaret ve bulut bilişim devi Amazon’un akıllı asistanı Alexa’nın ses kayıtları yaptığı ve bunların şirket için çalışan bir ekip tarafından dinlenildiği ortaya çıktı. Ses kayıtlarının müşterinin önadı, cihazının seri numarası ve hesap numarasıyla bağlantılandırılması, soru işaretleri yarattı.

Küresel çapta elektronik dinleme faaliyetlerinden dünyanın en zengin insanı Jeff Bezos’un sahibi olduğu dünyanın en değerli şirketinin de eksik kalmadığı ortaya çıktı. Amazon’un eski çalışanlarıyla görüşen Bloomberg, online devinin yapay zekalı sanal asistanı Alexa üzerinden ‘Büyük Birader’ faaliyetlerinde bulunduğunu duyurdu.

Buna göre Amazon’da çalışan bir ekip, sesle kontrol edilen Alexa ile bağlantılı çalışan cihazların kaydettiği kullanıcı seslerini dinliyor. Amazon’un ses gözden geçirme programında çalışmış 7 kişi, bazı günler dinledikleri metaryalin 9 saatlik vardiya başı 1000 ses kaydına çıktığına söyledi. Üstelik ses kayıtlarının müşterinin önadı, cihazının seri numarası ve hesap numarasıyla bağlantılandırıldığını belirtti.

Ekip üyelerinin dinlediklerini söyledikleri kayıtlar arasında bir kadının duşta şarkı söylemesi, bir çocuğun çığlık atışı, bir cinsel saldırı da var. Çalışanlar, anlaşılması zorlaşan ya da çok komik gelen ses kayıtlarını kendi aralarındaki sohbet odalarında paylaştıklarını da kaydetti.

Haberin patlak vermesi üzerine BuzzFeed News’a e-posta yoluyla açıklama yapan bir Amazon sözcüsü, Alexa ses kayıtlarından son derece küçük parçaların dinlenilip çözümlendiğini, bunun konuşma tanıma ve doğal dil anlama sistemlerini geliştirmek için gerekli olduğunu, bu sayede Alexa’nın kullanıcıların taleplerini daha iyi anladığını ve herkes için iyi hizmet verilmesini sağladığını söyledi.

Sözcü “Her türlü enformasyona en yüksek derece gizlilik muamelesi yapıyor ve korumak için kısıtlı erişim, hizmet şifreleme ve kontrol ortamımızın denetleme mekanizmalarından oluşan çok etkenli onaylama süreci kullanıyoruz” dedi.

Amazon’un gizlilik politikasında, Alexa’nın yazılımının, müşterinin Alexa kullanımı, karşılıklı etkileşimi ve diğer bağlantılı ürünleri kullanışıyla ilgili bir dizi veriyi şirkete sağladığı belirtiliyor. Ama şirket çalışanlarının kendi aralarında bu verilerle nasıl bir etkileşime geçtiğine dair bir açıklama sunulmuyor.

Sık sorulan sorular bölümünde, Alexa’nın tüm konuşmaları kaydetmediği, sadece ‘Alexa’, ‘Amazon’, ‘bilgisayar’ veya kendi akıllı hoparlörü ‘Echo’ gibi bir ‘uyandırma kelimesi’ geçtiğinde kayıtta bulunduğu söyleniyor.

Ancak Mayıs 2018’de ABD’nin Portland eyaletinin Oregan şehrinde bir Echo’nun bir kadının özel konuşmalarını kocasının bir müşterisine göndermesi haber olmuştu. Böyle ‘kaza’ diye açıklanan kontrolsüz faaliyetlerin mevcut olduğu biliniyor.

Diğer iki popüler ses kontrollü asistanın üreticisi Apple ve Google da kullanıcıların verdiği komutları gözden geçirmekle görevli ekip çalıştırıyor.

Ancak bu iki teknoloji devi kayıtları anonim tuttuklarını ve müşterilerin hesaplarıyla bağlantılandırmadıklarını savunuyor.

WikiLeaks: Assange, Ekvador Büyükelçiliği’nden çıkarılacak

1035398358

Wikileaks, kurucusu Julian Assange’ın sığındığı Ekvador’un Londra Büyükelçiliği’nden günler hatta saatler içinde çıkarılacağını iddia etti.

 

Wikileaks’in Twitter hesabından yapılan açıklamada, üst düzey bir Ekvador yetkilisinin, ‘Assange’ın günler hatta saatler içinde elçilik binasından çıkarılacağını ve gözaltına alınması için İngiltere ile anlaşmaya varıldığını’ söylediği ileri sürüldü.

Wikileaks’in blog sitesindeki açıklamada ise bu kararın, Ekvador Devlet Başkanı Lenin Moreno’nun, kardeşi tarafından oluşturulan bir off shore hesabını kullandığına dair iddiaların üstünü kapatma girişimi olduğu savunuldu.

Açıklamada, Assange’nin avukatı Carlos Poveda’nın ‘INA Belgeleri olarak adlandırılan Moreno hakkındaki iddialara ilişkin sızıntılarla müvekkilinin bir ilgisinin bulunmadığını, zira artık Wikileaks’in editörü olmadığını’ dile getirdiği de belirtildi.

Ekvador Devlet Başkanı Moreno, üç gün önce yaptığı açıklamada, Wikileaks’i, özel görüşmelerini ve telefon konuşmalarını gizlice dinlemek, yıllar önce Avrupa’da çekilen kendisinin ve ailesinin fotoğraflarını sosyal medyaya sızdırmakla suçlamıştı.

6 YILDIR BÜYÜKELÇİLİKTE YAŞIYOR

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın çok sayıda yazışmasını internet sitesi aracılığıyla kamuoyuna duyuran ve tartışmalara neden olan Assange, 2012’den beri Londra’nın Knightsbridge semtindeki Ekvador Büyükelçiliği’nin bir odasında yaşıyor.

İngiliz mahkemesi, Assange’ın 2010’da iki kadına tecavüzle suçlandığı İsveç’e iadesine karar vermişti.

Assange, hakkındaki iade kararının ardından Haziran 2012’de İsveç’e iadesi halinde ABD’ye gönderilme riski bulunduğu için Ekvador’un Londra Büyükelçiliği’ne sığınmıştı.

İsveç mahkemesi 2017’de Assange hakkındaki davaları düşürmüştü. Ekvador, Assange’ın siyasi iltica başvurusunu kabul etmiş ve vatandaşlık vermişti.

Ekvador hükümeti tarafından Mart 2018’de yapılan açıklamada, sosyal medyadan gönderdiği mesajlarla ülkenin uluslararası ilişkilerini tehlikeye attığı için Assange’ın internet erişiminin kesildiği bildirilmişti.

https://tr.sputniknews.com/guney_amerika/201904051038626646-wikileaks-assange-ekvator-buyukelciligi-cikarilacak/

Yeni Zelanda cami saldırıları – Başbakan Ardern: Facebook’un beyaz milliyetçiliği ve ayrılıkçılığı engelleme kararı olumlu

New NZ Prime Minister Jacinda Ardern Visits Australia

Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern, Facebook’un beyaz milliyetçiliği ve ayrılıkçılığı öven ve destekleyen paylaşımları engelleme kararını olumlu karşıladığını açıkladı.

Jacinda Ardern, bu tür içeriklerin nefret söylemi kapsamında görülmesi gerektiğini söyledi.

Ardern düzenlediği basın toplantısında, “Bu kategoriler önceden de bu kapsamda ele alınmalıydı, ama Christchurch’teki saldırının ardından bu konunun netlik kazanması olumlu bir gelişme” dedi. Söz konusu içeriklerin yayılmasını engellemeyen sosyal medya şirketlerine ceza verilmesini öngören yasalar üzerinde çalıştıklarını da belirtti.

Yeni Zelanda’da ve 50 kişinin ölümüne yol açan cami saldırılarını gerçekleştiren kişinin saldırıyı canlı yayımlaması üzerine Facebook eleştiri almıştı.

Facebook’tan engelleme kararı

Sosyal medya devi, beyaz milliyetçilik ve ayrılımcılığı tüm platformlarında engelleme kararı aldığını açıkladı.

Şirket, Facebook ve Instagram’da önümüzdeki haftadan itibaren “bu akımları öven, destekleyen ya da temsil eden” içerikleri engelleyeceklerini bildirdi.

Facebook ayrıca, bu kapsamdaki içerikleri aratan kullanıcıları sayfası üzerinde aşırı sağ radikalizmle mücadele eden yardım kuruluşlarına yönlendirecek.

Yeni Zelanda’da 15 Mart’ta iki camiye düzenlenen silahlı saldırı sırasında saldırganın Facebook’ta canlı yayın yapması, şirket üzerindeki baskıları artırmıştı.

‘Beyaz üstünlüğünü savunan içerikten farklı değil’

Facebook, bu yayını engellemediği için yoğun eleştiri almıştı.

Şirket yetkilileri, yayını canlı olarak 200’den az kullanıcının izlediğini, platformdan silinmeden önce bu videonun toplam 4000 kez izlendiğini açıklamıştı.

Sosyal medya devi daha önce bazı beyaz milliyetçi içerikleri ırkçılık kapsamında saymamış, beyaz etnik devletler kurma çağrısında bulunan bazı kullanıcılara izin vermişti. Yaptığı açıklamada bu içerikleri bazı grupların “kimliklerinin bir parçası” olarak nitelemişti.

Ancak Çarşamba günü sitede yayınladığı bir açıklama ile politikalarında değişikliğe gitti.

Şirket yetkilileri yapılan açıklamada, akademisyen ve sivil toplum kuruluşlarıyla üç aydır yürüttükleri görüşmeler sonucu beyaz milliyetçiliğin organize nefret gruplarından da beyaz üstünlüğünü savunan görüşten ayrıştırılamacağı değerlendirmesini yaptı.

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-47728989

Google çalışanları: Savaş işinde olmamalıyız, Pentagon ile işbirliği bitmeli

petman

Katil robotların insanlığı yok edebileceği günlerin yaklaşıp yaklaşmadığının tartışıldığı bir dönemden geçerken teknoloji devi Google’un çalışanları ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) ile işbirliğine karşı ‘ayaklandı’.

 

Google’ın içinde üst düzey mühendislerinin de olduğu 3100’den fazla çalışanı, ABD’nin insansız hava araçlarıyla (İHA’lar) düzenlediği operasyonlarda kullanılabilecek yazılım geliştirmeyi reddettiklerine dair bir mektuba imza attı.

Google CEO’su Sundar Pichai’a gönderilen mektupta, çalışanlar, şirketin, Pentagon’un İHA’larla ilgili ‘Project Maven’ isimli yapay zeka projesinde yer almaya son vermesini talep etti.

‘ÖLÜME YOL AÇMAMIZ KABUL EDİLEMEZ’

‘Project Maven’ın Google’ın şirket değerleriyle çeliştiği söyleyen çalışanlar, “Amerikan hükümetine askeri keşif teknolojisi geliştirmenin ölümcül sonuçları olabilir ve bu kabul edilemez bir şey” diyerek şu vurguyu yaptı:

“Google’ın savaş işinde olmaması gerektiğine inanıyoruz. Google ne kendisinin ne de sözleşmeli ekiplerinin asla ve asla savaş teknolojisi inşa etmeyeceğini beyan eden net bir politika oluşturmalı, yayımlamalı ve uygulamalı.”

‘MARKA DEĞERİMİZ BİTER’

CEO’ya, yapay zekanın taraf tutup silah haline geleceğine dair korkuların arttığı dönemde Google’un zaten kamuoyunun güvenini korumakta zorlandığı, üstüne bu projenin Google markasına ve yetenek için rekabet etme becerisine onarılmaz hasarlar vereceği uyarısı yapıldı.

BÜYÜK VERİ VE MAKİNELERİN ÖĞRENMESİ, PENTAGON’UM EMRİNE AMADE OLACAK

Nisan 2017’de kurulan ‘Project Maven’, İHA’ların çektiği görüntüleri analiz edecek, görüntülerdeki cisimleri tanımlayacak bir yapay zeka yazılımı geliştirilmesine yönelik gözüküyor. Ancak ‘İşlevler Arası Algoritma Savaş Ekibi’ diye de bilinen proje, Pentagon’un büyük verinin işlenmesi ve makinelerin öğrenmesi sürecine entegrasyonunu da öngörüyor.

GOOGLE’DEN SAVUNMA AÇIKLAMASI

Çalışanlarının mektubunun New York Times gazetesine sızması üzerine Google bir açıklama yayımladı. Mektuba değinmeyen açıklamada ”Makinelerin öğrenmesi sürecinin askeri amaçlı kullanılması doğal olarak geçerli endişelere yol açmaktadır. Şirket bu önemli konuyla ilgilş geniş çaplı bir tartışmayı aktif biçimde yürütüyor” denildi. Ancak ‘Project Maven’da Google’un üstlendiği rolün ‘saldırgan olmayan amaçlar dahilinde’ olduğu savunuldu.

Google’ın ana şirketi Alphabet’in yönetim kurulunda yer alan Diane Greene daha önce bu proje kapsamında bir silah geliştirilmeyeceğini ve bu teknolojinin İHA uçurulmasında kullanılmayacağını söylemişti.

https://tr.sputniknews.com/abd/201804061032932420-google-calisanlari-savas-icinde-olmamaliyiz-pentagon-ile-isbirligi-kesilmeli/

Julian Assange’ın internet erişimi kesildi

assange

Ekvador hükümeti, İngiltere’nin başkenti Londra’daki Ekvador Büyükelçiliğinde yaşayan Wikileaks’in kurucusu Julian Assange’ın internet erişiminin kesildiğini duyurdu.

Ekvador hükümeti tarafından yapılan açıklamada, sosyal medyadan gönderdiği mesajlarla ülkenin uluslararası ilişkilerini tehlikeye attığı için Assange’ın internet erişiminin kesildiği bildirildi.

Assange ve Ekvador hükümeti arasındaki anlaşmaya göre, Assange’ın Ekvador’un diğer ülkelerle ilişkilerini etkileyecek herhangi bir paylaşımda bulunması yasak.

İngiliz mahkemesi, Assange’ın, 2010 yılında iki kadına tecavüz suçlaması dolayısıyla İsveç’e iadesine karar vermişti. Assange, hakkındaki iade kararının ardından Haziran 2012’de İsveç’e iade edilmesi halinde ABD’ye gönderilme riski bulunduğu için Ekvador’un Londra Büyükelçiliğine sığınmıştı. 


İsveç mahkemesi geçen yıl Assange hakkındaki davaları düşürmüştü.

Ekvador, Assange’ın siyasi iltica başvurusunu kabul etmiş ve geçen yılın sonunda vatandaşlık vermişti.

İngiltere ise Assange’a diplomatik statü isteyen Ekvador’un talebini geri çevirmişti.

VPN hizmetlerine de erişim engeli getirildi

vpn-yasak

İnternetin sık sık farklı gerekçelerle sansüre uğratıldığı Türkiye’de erişim engellerinin aşılması için kullanılan VPN (Sanal Özel Ağ) servislerine ve şifreli posta hizmeti sunan ProtonMail’e de erişim engeli getirildi.

5651 sayılı kanunun erişim sağlayıcının yükümlülükleri başlıklı 6’ncı maddesine 6 Şubat 2014 tarihinde yapılan değişiklikle yeni bir (ç) bendi eklenmiş ve erişim sağlayıcıları ‘erişimi engelleme kararı verilen yayınlarla ilgili olarak alternatif erişim yollarını engelleyici tedbirleri almakla’ yükümlü kılınmıştı. Bu yükümlülüğünü yerine getirmeyen erişim sağlayıcılara da Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanlığı tarafından 10 bin liradan 50 bin liraya kadar dari para cezası verileceği belirtilmişti.

 

Ayrıca ‘ç’ bendi doğrultusunda Tor Project, VPN Master, Hotspot Shield VPN, Psiphon, Zenmate VPN, TunnelBear, Zero VPN, VyprVPN, Private Internet Access VPN, Espress VPN, IPVanish VPN’in erişime engellenmesi talep edilmişti.

Bu maddeye dayandırılarak yapılan erişim engelleri sonucunda, 20 VPN sağlayıcısı ve şifreli mail hizmeti sunan ProtonMail’e artık Türkiye’den erişim mümkün değil.

5651 sayılı kanuna eklenen ‘ç’ bendiyle pvanish.com, privateinternetaccess.com, purevpn.com, goldenfrog.com, tunnelbear.com, vpnunlimitedapp.com, hotspotshield.com, hidemyass.com, vpnunlimitedapp.com, expressvpn.com, betternet.co, expressvpn.host, f-secure.com, safervpn.com, zenmate.com.tr, zenmate.com, zenmate.com.ru, zenmate.de, nordvpn.com ve bunlara ek olarak geçtiğimiz günlerde ‘cyberghost.com’ VPN hizmetlerine erişim engeli getirilmesinin ardından, dün gece de şifreli iletişim imkanı sağlayan ProtonMail e-posta sağlayıcısına Türkiye’den erişim engellendi. Benzer şekilde ProtonMail’e ait ProtonVPN servisi ile ilgili websitesine de Türkiye’deki çeşitli erişim sağlayıcılardan ulaşılamıyor.

ProtonMail, resmi Twitter hesabından yaptığı paylaşımla erişim engelini duyurdu ve şöyle dedi: “Vodafone Türkiye, ProtonMail’i engellemeye başladı. Türkiye hükümetinin internet özgürlüğünü yasakladığı bir dönemde bu uygulama sürpriz değil. Bu tür bir sorunla karşılaşırsanız lütfen bize bildirin. Bu beklenmedik bir şey değildi ve ücretsiz ProtonVPN hizmetimiz bu engeli aşmaya olanak sağlıyor.”

ProtonMail’e getirilen engeli, internet yasaklarıyla mücadele eden hukukçu Prof. Yaman Akdeniz de kişisel Twitter hesabından yaptığı paylaşımla duyurdu. Akdeniz şunları yazdı: “Vodafone üzerinden @ProtonMail engellenmiş. Ne websitesine, ne VPN servisine ne de app olarak kullanmak mümkün değil.”

ProtonMail ve VPN hizmetlerine getirilen güncel yasakları Diken’e değerlendiren Akdeniz, şöyle konuştu: “Türkiye’de şu an hem hakimlik, hem de BTK kararlarıyla 174 binden fazla internet sitesine ve 100 binden fazla site içeriğine erişim engellenmiş durumda. Şimdi de 5651 sayılı kanun kapsamında ilk bakışta göze çarpmayan ve içeriği belirsiz bir hükme istinaden yurtdışındaki VPN servis sağlayıcılarına erişim Türkiye’den engellenmeye başlandı. Erişime zaten engelli sitelerin ve haberlerin üstüne bir de VPN kullanımının engellenmeye çalışılması gerçekten düşündürücü ve sansürün yeni bir boyutu. Genel seçimlerden önce de bu tip sansür uygulamaları gitgide artacaktır.”

Bunlara ek olarak elektronik posta hizmet sağlayıcısı ProtonMail’in de engellenmesini anlamsız bulduğunu belirten Akdeniz şöyle devam etti: “ProtonMail’in aslında Gmail veya Hotmail’den bir farkı yok. Hepsi elektronik posta servisi sunuyor. ProtonMail’in çok daha güvenli bir servis olduğu göz önünde bulundurulduğunda, devlet yetkililerinin bu sistemden bir rahatsızlık duyduğu çok net anlaşılıyor. Önümüzdeki dönemde herhalde sadece PTTMessenger gibi devlet onaylı iletişim servislerini kullanmamıza izin verilecek.”

http://www.diken.com.tr/bu-da-oldu-erisim-engelini-asan-vpn-hizmetlerine-de-erisim-engeli-getirildi/

Yapay zeka halüsinasyon görebiliyor

1030262277

Yapay zekanın halüsinasyon görmesi özellikle sürücüsüz otomobil gibi teknolojilerde büyük tehlike teşkil ediyor.

Japonya’da yaşlıların yüzde 80’ine robotlar bakacak
Yaşamın her alanına girmeye başlayan yapay zeka teknolojisinde büyük ve giderilmesi zor bir sorun ortaya çıktı. Bir grup araştırmacının imaj, ses ve metinlerde yaptığı oldukça küçük değişiklikler yapay zekanın aslında var olmayan şeyleri görmesine, algılamasına yol açtı.
The Wire’da yer alan habere göre yapay zekanın halüsinasyon görebildiğini ortaya çıkaran çalışma MIT öğrencisi Anish Athalye ve ABD’nin saygın üniversitelerinden biri olan Berkeley’den Nicholas Carlini ve David Wagner tarafından yapıldı. Proje, Google, Amazon gibi dev şirketlerin yanı sıra pek çok önemli kurum ve kuruluşun kullandıkları yapay zeka teknolojilerinin halüsinasyon yoluyla kolayca sabote edilebileceklerini ortaya koydu.

KAYAK YAPAN İKİ KİŞİYİ KÖPEK OLARAK ALGILADI

© AFP 2018/ ISAAC LAWRENCE
Yapay zeka insanlığa ne getirecek? Avantaj mı, tehlike mi?
Proje kapsamında üzerinde çok ince bir oynama yapılan kayak yapan iki kişinin görüldüğü bu fotoğraf, insanlar tarafından kolaylıkla algılanabilirken Google’ın Cloud Vision servisi yüzde 91 oranında bir kesinlikle fotoğrafta bir köpek gördüğünü belirtti.
Çalışmada benzer türde değişiklikler ‘Dur’ işaretinin görünmez hale gelmesine ya da seslerin söylenenlerden tamamen farklı algılanmasına yol açtı.

Yapay zekadaki bu zaafın özellikle sürücüsüz otomobil gibi sistemlerde büyük tehlike teşkil ettiği belirtiliyor. Kişilerin banka ya da kredi kartlarını kullandıkları sesli yanıt sistemleri de halüsinasyon yoluyla sabotaja maruz kalabilir.

https://tr.sputniknews.com/bilim/201803131032618319-yapay-zeka-halusinasyon-gorebiliyor/

Sahte porno video üretmek kolaylaştı, sonuçları ciddi olacak

Son haftalarda internete yüklenen ve deepfake (derin sahte) denilen sahte pornolarda bir patlama yaşanıyor. Bu tür videolarda, yalnızca fotoğraflarına sahip olunan bir kişinin yüzü, bir porno videosundaki aktrisin yüzüne monte ediliyor.

Bu videoları üretmeyi sağlayan araçlar daha güçlü ve daha kolay kullanılır hale geldikçe, insanlar hayallerindeki cinsel fantezileri internete aktarma imkanı buluyor.

Fakat bu tür videolar ahlaki sınırları aşmanın yanısıra gördüklerimize inanma hissimizi de etkiliyor.

Uyarılma amaçlı bu sığ kullanımın yanısıra sahte video teknolojisi ciddi sonuçlara yol açabilir.

Ariana Grande
Image captionŞarkıcı Ariana Grande’nin fotoğraflarının yüklendiği yazılım, onun yüzünü bir porno videosundaki aktrisin yüzüyle değiştirmiş

Kurumlar ve şirketler bu gelişmeye hazırlıksız yakalandı.

‘Deepfake’ videoların yayınlandığı internet siteleri gelişmeleri yakından takip ettiklerini söyleseler de bu konuda ne yapabilecekleri hakkında bir fikirleri yok.

Bu tekniği kullanan topluluklarda ise ünlü yüzlerin hiç beklenmedik seks videolarında görünmesinin getirdiği bir heyecan var.

Bu topluluklarda yaptıkları şeyin gerçek etkileri tartışılırken vicdanın izine rastlamak çok zor. Başka birinin yüzünü kullanarak bir porno video yaratmak etik dışı mı? Öyleyse ne önemi var? Birine zarar veriliyor mu?

Emma Watson
Image captionEkran görüntüsü alınan bu videoda görüldüğü gibi Emma Watson’ın yüzü de ‘deepfake’ videolarda kullanılıyor

Belki de yaptıklarının, kullanılan kişiye ne hissettirdiğini düşünmeleri gerekir.

Reddit sitesinde bir kullanıcının söylediği gibi, bu distopik bilim kurgu dizisi Black Mirror’dan fırlamış bir uygulamaya benziyor.

Nasıl yaratılıyorlar?

Bu tür videoları yaratmayı sağlayan ve bir ay önce yayınlanan yazılımlardan biri, programı yaratan kişiye göre bir ay içinde 100 binden fazla indirildi.

Sahte pornografik görüntüler yüz yıldan uzun bir süredir yaratılmakta olsa da bu çok zorlu bir süreçti, özellikle de videolarda. Gerçekçi videoların Hollywood stüdyolarında kullanılan türden yazılımlara, yeteneğe ve büyük bir bütçeye ihtiyacı oluyordu.

Fakat makine öğrenimi sayesinde bu süreç üç basit adıma indirgendi: Bir kişinin çok fazla fotoğrafını edin, pornografik videoyu seç ve bekle. Kısa bir video için 40 saat gibi bir süre gerekse de bilgisayarlar gerisini hallediyor.

En popüler sahte pornolarda ünlüler yer alsa da yeterince fotoğrafı bulunan herkesin deepfake videosu yapılabilir. Ve günümüzde herkesin sosyal medyaya yüklediği selfie sayısını düşününce bu hiç de zor bir şey değil.

Gal Gadot
Image captionWonder Woman aktrislerinden Gal Gadot’un yüzü de birden fazla ‘deepfake’ porno videoda kullanıldı

Bu teknik dünyanın dört bir yanında ilgi görüyor. Son dönemde Güney Kore’de ‘deepfake’ terimini kullanarak yapılan aramalarda bir patlama yaşandı.

Bunun arkasında muhtemelen 23 yaşındaki pop yıldızı Seolhyun’un bu şekilde üretilen videoları yatıyor.

Görüntüleri izleyenlerden biri, videoyu yapan kişiyi şu sözlerle övüyordu:

“Bu, ‘deepfake’in yasadışı olması gerektiğini hissettiriyor. Müthiş bir çalışma!”

Ünlüler hedef alınıyor

‘Deepfake’ videoları hazırlayanlar özellikle ünlüleri hedef alıyor.

Bunun arkasında şok etkisi varmış gibi gözüküyor: Bu videolarda gerçekten ünlü aktrislerin yer alması bir skandala yol açardı.

Nicholas Cage ve Donald Trump’ın yüzlerinin kullanıldığı bir video

‘Deepfake’ videolar hazırlayan topluluklar arasında Emma Watson ve Natalie Portman en popüler iki ünlü.

Fakat onların dışında Michelle Obama, Ivanka Trump ve Kate Middleton gibi kadınlar da kullanılıyor.

Wonder Woman’ı oynayan Gal Gadot’un yüzünün kullanıldığı video ise bu teknolojinin imkanlarını gösteren ilk videolardan biri olmuştu.

Teknoloji sitesi Motherboard tarafından yayınlanan bir makalede bu teknolojinin bir yıl içinde yayılacak kadar gelişeceği öngörülmüştü.

Fakat o noktaya gelmesi yalnızca bir ay sürdü.

Bu videolar daha fazla öfkeye yol açarken bu videoların paylaşıldığı siteler önlem olarak deneysel adımlar atmaya başladı.

FakeAppTelif hakkıFAKEAPP
Image captionFakeapp adlı Windows programı, yeterince fotoğrafına sahip olunan kişilerin yüzlerinin videolara yerleştirilmesini kolaylaştırıyor

Resim barındırma sitesi Gyfcat, ‘deepfake’ olarak tanımladığı görüntüleri sildi. Fakat yakın gelecekte bu çok daha zor bir görev haline gelecek.

‘Deepfake’ topluluğunun kullandığı Reddit sitesi ise henüz bir adım atmadı. Fakat BBC’nin edindiği bilgilere göre site yönetimi gelişmeleri yakından takip ediyor.

Belli bir görsel için Google’da yapılan aramalarda da bu sonuçlarla karşılaşılabiliniyor.

Halihazırda Donald Trump’ın suratını kullanarak yapılmış sahte videolar internette dolaşıyor. Bunların sahte olduğu bariz olsa da propaganda amaçlı üretilmesi durumunda yaratacağı etkiyi tahmin etmek kolay.

Trump
Image captionVideolardan birinde Austin Powers filmindeki Dr. Evil’ın yüzünü Donald Trump’ın yüzüyle değiştirmiş

Google geçmişte bazı materyallerin daha zor çıkması için arama sonuçlarında değişikliklere gitmişti. Fakat aynısını ‘deepfake’ için de yapıp yapmayacakları henüz netleşmiş değil.

Pek çoğumuz gibi şirketler de bu tür görüntülerin var olduğunu yeni yeni fark ediyor.

Son yıllarda bu siteler daha çok, insanları utandırmak için başkaları tarafından ve rızaları olmadan yayınlanan “intikam pornosu” içerikleriyle mücadele etmekle uğraşıyordu.

‘Deepfake’ videolar ise insanları utandırmak için yapılabileceklere yeni bir seviye ekliyor.

Bir video gerçek olmasa bile yol açacağı psikolojik hasarlar gerçek oluyor.

Siyasi istismar

Teknoloji haberciliğinde inovasyonun en büyük etmenlerinden birinin porno sektörü olduğu söylenir: Video sıkıştırma tekniklerinden video kasetlere kadar pek çok alanı etkilemiştir.

Pornoyla yayılmaya başlanan bu olgu da, hayatın diğer alanlarını da etkileyebilir.

Bu videoda da Hillary Clinton’ın kafasına Donald Trump’ın yüzü eklenmiş

The Outline için yazdığı bir makalede gazeteci Jon Christian, en kötü ihtimali değerlendiriyor ve bu teknolojinin “hükümetleri veya halkları kandırarak uluslararası bir çatışma yaratmak için kullanılabileceğini” söylüyor.

Bu, ihtimal dışı bir tehdit değil. Sahte haberler (ister dalga geçmek ister insanları kandırmak için yapılmış olsun) halihazırda küresel bir tartışmaya yol açmış, fikirleri değiştirmiş ve belki de seçimleri etkilemiş durumda.

Adobe gibi şirketlerin ses teknolojisindeki ilerlemeleriyle birlikte hem görüntünün hem de sesin yapay zekayla yaratıldığı ve en pürdikkat izleyiciyi bile kandırabilecek görüntülerin yayılması işten bile değil.

Fakat şimdilik, bu sadece pornoyla sınırlı.

Bu yazılımla video üretenler ise konunun etrafından dolanmıyor.

Bir Reddit kullanıcısı tartışmalarla ilgili “Burada yaptığımız şey gurur duyulacak ya da erdemli bir şey değil. Aksine aşağılayıcı, kaba ve fotoğrafları kullanılan kadınların hazırlıksız yakalanmasına yol açıyor” dese de ‘deepfake’ videoların intikam pornolarının etkisini azaltabileceği gibi gülünç bir uydurmanın arkasına sığınıyor:

“Eğer her şey gerçek olabilirse hiçbir şey gerçek değildir.

“Böylece intikam pornosu yayınlanan kişiler kolaylıkla bu videonun sahte olduğunu söyleyebilir.”

Bu tür mazeret bulma uzmanları, videolarda görüntüleri yer alanların psikolojilerindense videoları yaratanların psikolojilerini korumaya çalışıyor.

Fakat ‘deepfake’ topluluğunun haklı olduğu bir nokta var: Bu teknoloji artık burada ve bu noktadan geri dönüş yok.

http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-42967967

Kaspersky: “Bitcoin, Amerikan İstihbarat Ajansları Tarafından Geliştirildi!”

bitcoin-cia
Natalya Kaspersky, Bitcoin’in ABD ve İngiliz istihbarat faaliyetlerinin yürütülmesi adına, dünya çapında finansman sağlamak üzere tasarlandığını iddia etti.
 

Kaspersky ve ZAO InfoWatch gibi şirketlerin kurucusu Natalya Kaspersky, Bitcoin’in, ABD ve İngiliz istihbaratının faaliyetleri için ortak finansman sağlamak üzere tasarlandığını iddia etti. Uzmanlar, kripto paraları “dollar v2.0” olarak adlandırıyor. Natalya Kaspersky, bu iddiasını Petersburg’daki ITMO Üniversitesindeki sunumunda kripto paraların Amerikan istihbarat ajansları tarafından geliştirildiğini iddia eden yazılı metinlerle yaptı.

Bir üniversitede bilgi savaşları ve dijital egemenlik konularında bir konuşma yaparken, bu iddiada bulunan Kaspersky sunumunda, “Bitcoin, farklı ülkelerdeki ABD, İngiliz ve Kanada istihbarat faaliyetleri için hızlı finansman sağlamak üzere tasarlanan Amerikan istihbarat ajanslarının bir projesidir.” şeklinde konuştu. Ayrıca, Bitcoin’in, “dolar 2.0” olduğunu iddia eden Kaspersky, “Bitcoin kuru, borsa sahipleri tarafından kontrol edilir.” dedi. 

Sunumda ayrıca bir akıllı telefonun, sadece kişisel bir alet olarak görülemeyeceğini de iddia eden Rus girişimci sunumda, “Bir akıllı telefon, eğlence ve iş için olduğu kadar, aynı zamanda da casusluk yapmak için tasarlanmış uzaktan kumandalı bir cihazdır.”dedi.