Rusya’da Google’ın Android üzerindeki tekeline son verildi

1027079989

Android telefonlara kendi servislerini yükleyen ve telefonları kendi arama motorunu kullanmaya zorlayan Google’ın haksız rekabet yaptığını savunan Yandex, Google’a 2.5 yıl önce açtığı haksız rekabet davasını kazandı.

Rusya Federal Anti Tekel Servisi’nin (FAS) karara bağladığı dava sonucunda, Google’ın Rusya’da Android telefonlara kendi servislerini yüklemesine ve Android kullanıcılarını yazılımlar vasıtasıyla Google’ı kullanmaya yöneltmesine yasak getirildi.

Ayrıca Android cihazlarda kullanıcıya hangi arama motorunu kullanmak istediğini soran bir seçeneğin bulunmasına da karar verildi. Kararla birlikte Rusya’daki Android kullanıcıları, arama motoru tercihi ve önceden yüklü uygulamalar konusunda tercih yapma hakkına sahip olacak.

VOLOJ: REKABET İNOVASONU TETİKLEYECEK

Yandex CEO’su Arkadiy Voloj, FAS’ın kararı sonrasında yaptığı açıklamada, Rusya’daki 55 milyon Android kullanıcısının artık kendi seçimlerini yapmak konusunda özgür olduklarını ifade etti.

FAS’a ve Google’a teşekkür eden Voloj, rekabetin inovasyonu tetikleyeceğini de vurguladı.

https://tr.sputniknews.com/haberler/201704181028124396-rusya-google-android/

Reklamlar

İsrail’in umudu güneş enerji kulesinde

gunes-kule

 

İsrail Necef Çölü’nde dünyanın en büyük güneş enerji kulesini inşa ediyor. Aşalim yakınlarındaki santralin yıllık 121 megawatt elektrik üretmesi planlanıyor.

İsrail Necef Çölü’nde dünyanın en büyük güneş enerji kulesini inşa ediyor. 2017 yılında tamamlanması beklenen Aşalim Kulesi’nin İsrail’in enerji ihtiyacını karşılaması umut ediliyor. Kulenin 240 metre yüksekliğinde olması planlanıyor.

Almanya’nın Jülich kentindeki, yedi yıldır faaliyette olan tesisten daha büyük olması bekleniyor.

Güneş ışınlarını bir kuleye odaklayarak enerji üreten bu tip santraller, ‘Heliostat’ adı verilen bir dizi aynayı kullanarak kollektör adı verilen kuleye güneş ışınlarını odaklıyor. Aşalim’deki santralde 55 bin ayna güneş ışınını bu kuleye aktaracak. Söz konusu tesisisin 430 futbol sahası büyüklüğünde bir alana inşa edildiği kaydediliyor. Kulenin ucunda biriken enerjiyle 600 derecede kaynayan su sayesinde alt kısımdaki büyük bir türbin harekete geçecek.

120 bin haneye yetecek

Aşalim santralinin gelecekte 121 megawatt elektrik üretmesi planlanıyor. Bu rakam da 120 bin haneli bir yerleşim biriminin elektrik ihtiyacını giderebilecek. Yenilenebilir enerji olduğu için yılda 110 bin ton sera gazı salınımından tasarruf edilmiş olacak.

Yarım milyar euroluk proje, Amerikan ve Fransız şirketlerinin ortaklığıyla inşa ediliyor.

İsrail hükümeti burada üretilen elektriği 25 yıl boyunca satın alma garantisi veriyor. Proje yöneticisi Eran Gartner, “Çünkü hali hazırda bir güneş enerji kulesinin maliyeti, kömür ya da petrol santralindeki elektrik üretiminden iki, üç kat fazla” diye konuşuyor.

Enerjide bağımsızlık hedefi

İsrail enerji konusunda bağımsız hale gelebilmek için 2020 yılına dek enerji ihtiyacının yüzde 10’ununu yenilenebilir enerjiden karşılamayı hedefliyor.

İsrailliler gündelik hayatlarında güneş enerjisi teknolojisine alışkın. Birçok evin çatısında güneş enerjisi panelleri dikkat çekiyor.

Necef Çölü kuş sürülerinin güzergâhı olarak da biliniyor. Burada güneş aynalarının etkilenmemesi için kuşları bölgeden uzak tutacak maddeler salınacak, gürültü sistemleri devreye konulacak.

Güneş enerjisi santralleri Almanya’nın Jülich kentinin yanı sıra Fas, Güney Afrika ve Kaliforniya’daki Mojave Çölü’nde de bulunuyor. Mojave’de İvanpah bölgesindeki santral 137 metre yüksekliğinde.

 

kaynak:http://www.dw.com/tr/

Singapur’da devlet memurlarına internet yasağı

Singapur-president-hack

Singapur’da devlet memurları gelecek yılın Mayıs ayından itibaren iş bilgisayarlarından internete giremeyecek.

Straits Times gazetesinin haberine göre yasağın gerkçesi “iş e-postları ile belgelerin sızdırılmasını ve siber saldırıları engellemek”.

Yasak kapsamında devletin e-posta sistemine bağlı olan bilgisayarlar sadece kapalı ağa bağlı olacak ve bu bilgisayarlar üzerinden internette arama yapmak mümkün olmayacak.

Memurlar işyerinde e-posta kullanmaya devam edecek ancak bu e-postaları ya da iş ile ilgili diğer dokümanları şahsi e-posta adreslerine göndermeleri engellenecek.

İçeriği iş ile ilgili olmayan e-mailların şahsi hesaplara iletilmesinde ise bir kısıtlama olmayacak.

Karar tüm bakanlıklar ve devlet kurumlarına bildirildi.

BBC‘ye konuşan Singapurlu bir yetkili yasağın bazı devlet kurumu bilgisayarlarında uygulamaya sokulduğunu, bir yıl içinde 100 bin kamu kurumu bilgisayarının daha uygulama kapsamına alınacağını belirtti.

Sosyal medyada karara tepki

Karara özellikle sosyal medyada tepki gösteren Singapurlular, bu yasağın ülkenin “Akıllı Teknoloji Ulusu” girişimiyle çeliştiğine vurgu yaptılar.

Yasağın daha çok devlet memurunu kişisel bilgisayarlarında çalışmaya iteceğini ve bunun daha ciddi bir güvenlik sorunu doğuracağını savunanlar da var.

Kararın, öğretmenler gibi gizli devlet bilgileriyle ilgili olmayan memurları da kapsaması bir diğer eleştiri noktası.

Yetkililer “daha güvenli bir çalışma ortamı sağlayacağını ve siber saldırıları engelleyeceğini” iddia ederek kararı savundu.

Singapur’un devlet kurumları da birçok diğer ülkede olduğu gibi siber saldırılara maruz kalmış, internet korsan- eylemci grubu Anonymous 2013’te başbakanın resmi internet sitesini ele geçirmişti.

Bankaların güvenlik nedeniyle iş bilgisayarlarını internet erişimine kapattığı bazı durumlar olabiliyor ancak devlet düzeyinde Singapur’dakine benzer bir yasağın başka bir örneği bulunmuyor.

 

kaynak:http://www.bbc.com/turkce/

Dijitalleşme: Teknolojiyle yarış

robot

Üretim ve verimin gelişen teknoloji sayesinde artırılması hedefleniyor. Ancak robot ve bilgisayarların birçok işi üstlenmesiyle çoğu iş yeri tehlikeye giriyor.

Dijitalleşmenin iş hayatına etkisi ne? Alman hükümeti Meseberg’deki bugünkü oturumunda bu soruya cevap arıyor. Paris’teki Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) Forumu’nun yıllık toplantısının ve Haziran 2017’deki Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) ana konusu yine bu olacak.

Dünya genelinde hükümetler dijitalleşmenin iş dünyasına ve buna bağlı olarak topluma ve küresel kalkınmaya etkisine kafa yoruyor. Günümüzde robotlar depo işçilerinin yerini aldı; perakendeciler bir bir kapanırken Amazon gibi büyük e-ticaret firmaları giderek devasa bir hal alıyor. Banka çalışanlarının yerine online bankacılık getirilirken, küresel çaptaki sevkiyatların hazırlanmasında çalışan üçüncü dünya ülkelerindeki ucuz işgücünün yerine de yeme-içme ve uykuya ihtiyaç duymayan robotlar kullanılır oldu.

Orta sınıf işler azalıyor

ING-DiBa Bankası’nın 30 milyondan fazla işyeri üzerinde yaptığı bir araştırmada bu işyerlerinin yüzde 59’una denk gelen 18,3 milyonunun teknolojik yenilikler yüzünden tehdit altında olduğu ortaya kondu. Özellikle sekreterlik, kuryelik gibi işler dijitalleşmenin tehdidinde.

Başka araştırmalar; örneğin OECD’nin benzer araştırmaları ING-DiBa’nınki kadar kötümser bir tablo çizmese de uzmanlar bu yöndeki genel bir trendin var olduğu görüşünde. Dünya Bankası’nın konuyla ilgili 2016 Digidal Dividends adlı gelişim raporunda, dijitalleşmenin olumsuz etkilerine vurgu yapıldı. Kalkınmakta olan ülkelerle sanayi toplumlarında çoğu insan teknolojik yeniliklerden fayda sağladığını belirten ve bu yılki raporu kaleme alan Dünya Bankası Baş ekonomisti Deepak Mishra, “ancak bu gelişme orta sınıf vasıfsız işlerin azalmasına ve yüksek eğitim gerektiren işlerin artmasına neden oldu” diyor.

“Yukarı” büyüme eğilimi

ILO’dan Irmgard Nübler küresel teknolojik gelişmelerin daha çok üst tabakaya yaramış olmasının pek de şaşırılacak bir şey olmadığını belirtiyor. Nübler, “Şu anki sorun, gerekli makinelere ve paraya sahip olanların kazançları katlamasına ve bu da gelir adaletsizliğine yol açması” diyor.

Benzer bir gelişim geçmişteki sanayileşme adımlarıyla örneğin buhar makineleri ve elektriğin bulunmasıyla yaşanmış. Ancak uzmanlar o dönemle günümüz arasındaki farkı, geçmişte gelişen teknolojiyle mevcut işlerin azalırken yerine yenilerinin gelmesini ancak günümüzde kaybolan işlerin yerine yenilerinin gelmemesi olarak gösteriyor. Bu sayede daha fazla boş zaman alanı yaratılırken buna bağlı olarak da hizmet sektöründe gelişme kaydedildi. Zira orta sınıfın alım gücü yeni işyerleri nedeniyle arttı.

Geleceğin dijital mimarisi

Irmgard Nübler, “geleceğin teknolojik gelişmelerle nasıl şekilleneceği asıl soruyu oluşturuyor” diyerek, orta sınıf işlerin elde tutulması için nasıl adımlar atılacağının önemli olduğunu vurguluyor. Nübler, “Yaşlanan bir toplumuz. Kalkınmakta olan ülkelerin üretimlerini artırmaları için yeni teknolojiye ihtiyacı ancak dijitalleşmeyle birlikte yapısal değişimler de gerekli” diyor.

Dünya Bankası Baş Ekonomisti Deepak Mishra da hükümetlerin otomasyon konusuyla ister istemez muhatap olduğunun altını çizerek, siyasetin gelişen teknoloji ve yeni yasal düzenlemeler konusundaki yarışta çoktan yer aldığını belirtiyor. Mishra “Kesin olan şey, kazan sadece dijitalleşme konusunda erkenden gerekli tedbirleri alan ülkeler olacak” tespitinde bulunuyor.

kaynak:http://www.dw.com/tr

Yenilenebilir enerjilere yatırım rekoru

temiz-enerji

Dünyada yenilenebilir enerjilere 286 milyar dolarlık yatırım yapılarak 2015 yılında yeni bir rekor kırıldı. Ancak uzmanlar bunun yeterli olmadığı görüşünde.

ABD’nin San Diego şehrinde açıklanan Küresel Durum Raporu’na göre (Global Status Report) 2015 güneş, rüzgâr ve sudan kaynaklanan enerjiyle elektrik üretiminde rekor yılı oldu. Geçen yıl yatırımların rekor düzeye çıktığına ve toplam 147 gigavatlık yenilenebilir enerji santrali kurulduğuna raporda yer veriliyor. Bu kapasite 147 nükleer santralin üretim gücüne tekabül ediyor. 2015’te rüzgâr türbinlerine 63 gigavat, güneş enerjisine 55 gigavat, hidrolik santrallere de 16 gigavatlık kapasite ilave edildi.

Yenilenebilir enerji kapasitesini en fazla artıran ülkeler sırasıyla Çin, ABD, Japonya, Büyük Britanya ve Hindistan oldu. Kişi başına yenilenebilir enerji yatırımlarını en fazla artıran ülkeler sıralamasında ise Danimarka, Almanya, İsveç, İspanya ve Portekiz başı çekiyor. Avrupa ülkeleri daha önceki yıllarda da yeşil enerji yatırımlarına yüklü yatırım yapmıştı.

 

Ucuzladıkça yatırımlar artıyor

Yıllık Küresel Durum Raporu bütün dünyadan 700 uzmanın yer aldığı 21’inci Yüzyıl Yenilenebilir Enerji Politikası Şebekesi (REN21) tarafından hazırlanıyor. 2200 sayfalık raporda hükümetlerin enerji dönüşümü politikaları ve yenilenebilir enerjilerdeki trendlerle ilgili bilgilere de yer veriliyor.

2015 yılında yenilenebilir enerji kaynaklarına 13 milyarlık artışla toplam 286 milyar dolarlık yatırım yapılmış. Yatırımların artmasında öncelikle maliyetin düşmesi rol oynuyor. REN21 Genel Sekreteri Christine Lins, Deutsche Welle’ye yaptığı açıklamada, “raporun yenilenebilir enerjinin rekabet gücüne kavuştuğunu ve fiyatı düşen fosil enerjilerle pekalâ başa baş gidebileceğini gösterdiğini” söyledi.

Lins, yenilenebilir enerjinin iklim kadar ekonomiye de yaradığını ve 172 ülkenin yeşil enerjiye geçişin siyasi çerçevesini yürürlüğe koyduğunu hatırlattı. Bu yolun yüzde 100 yenilenebilir enerjiye çıkacağını belirten REN21 Genel Sekreteri, büyük metropollerle 2 binin üzerindeki büyük şirketin bu hedefe odaklandığını sözlerine ekledi.

 

Elektrik üretimindeki payı büyüyor

Raporda yenilenebilir enerjinin toplam küresel elektrik üretimindeki payının bir puan artarak yüzde 24’e çıktığı, Avrupa’da ise yeşil enerjinin elektrik miksajındaki payının yüzde 44’ü bulduğu belirtiliyor. 2010 yılında bu oran sadece yüzde 24 idi. Sanayi ülkesi Almanya elektrik ihtiyacının üçte birini yenilenebilir enerjiden karşıladığı gibi komşu ülkelere de yeşil enerji ihraç ediyor.

İklim hedefleri tempo gerektiriyor

Küresel elektrik miksajındaki yenilenebilir payı sürekli artarken, ısıtma, sanayi ve ulaşımı da kapsayan toplam enerji sarfiyatındaki yeşil enerji oranı ise yüzde 19,2 ile oldukça düşük bir seviyede kaldı.

REN21 Genel Sekreteri Lins, bunun ulaştırma ve ısıtmadaki teknolojik gelişmenin yavaş ilerlemesinden kaynaklandığını söyledi. Yenilenebilir enerjinin payı ulaştırmada yüzde 4, ısıtmada ise yüzde 8 dolayında seyrediyor.

Christine Lins, küresel ısınmayı iki derecenin altında tutma hedefine ulaşılabilmesi için yüzyılın ortasına kadar fosil enerji kaynaklarının tamamen terk edilmiş olması gerektiğini ancak tahminlerin bunun başarılmasının kolay olmayacağını gösterdiğini söyledi.

Yenilenebilir enerji yatırımlarının 10’a katlanmasının mümkün olduğunu belirten genel sekreter fotovoltaj teknolojisindeki gelişmeyi örnek göstererek, “inovasyon ve maliyet indiriminin yatırımları katlayarak arttırdığını” dile getirdi.

Yanlış izlenim

Yenilenebilir enerjiler bütün dünyada kendini kabul ettirir ve kalkınma halindeki ülkeler sanayi ülkelerine kıyasla geçmişe göre çok daha fazla yatırım yaparken, iklim hedeflerine varılabilmesi isabetli siyasi kararlar alınmasını gerektiriyor.

Christine Lins, küresel çapta fosil enerjilere yenilenebilir enerjilerden çok daha fazla sübvansiyon ödendiğini hatırlatarak sübvansiyonların kaldırılmasının yeşil enerji devrimine hız kazandıracağını söyledi. Lins, “2014 yılında fosil enerji türleri 490 milyar dolarla sübvanse edilirken yenilenebilir enerjilere sadece 135 milyar dolar ayrıldı. Bu dezavantaj ortadan kaldırılmalı” dedi.

Kamuoyundaki “yenilenebilir enerjinin pahalı, güvensiz ve hatta çevre için zararlı olduğuna dair yanlış izlenime son verilmesi gerektiğini” belirten REN21 Genel Sekreteri Christine Lins, elektrik ihtiyacının yüzde 100 oranında yenilenebilir enerjiyle karşılanabileceğine Portekiz’i örnek göstererek “Portekiz’de dört gün süreyle bütün elektrik yenilenebilir kaynaklardan sağlandı. Yüzde 100 yeşil elektrik uygulaması Danimarka’da da yapılıyor” dedi.

kaynak:http://www.dw.com/tr/